hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2013 Pazar

Gelecek 3-4 Ay

Amerika' dan yaklaşık 4 aylığına dönmüş bulunmaktayım. Haziran ayında yeniden New York' ta evime döneceğim. Ama şimdilik memlekette miskinlik yapmaktayım. Türkiye'ye dönüş sebebim olan kız isteme, nikah işlemlerinin ayarlanması ve nişan töreni derken ilk bir haftanın nasıl geçtiğini anlayamadım bile. Gözümüzde büyüyen onca iş bir o kadar kısa bir sürede bitti, geçti, gitti resmen. Arada hasta olmayı da ihmal etmedim tabi ki. Neyse sonunda yukarıda bahsettiğim miskinliğin tadını çıkarmaya başladım. Şu ana kadar evde yaklaşık 10 film izlemiş olabilirim. Digitürk Plus sağolsun bir o kadar da kayıt yapıyorum. Başka türlüsü zaman nasıl geçer bilmiyorum. Sanırım bu haftayla birlikte spora başlayacağım. Ankara' ya bir haftalık bir gezi için uçak biletlerimi aldım bu arada. Arada bir Malatya gezisi sıkıştırmayı planlıyorum. İstanbul'a ancak Mayıs başı gibi gidebileceğim diye üzülüyorum. Halbuki nasıl özledim sevgilim İstanbul'u.


Fatih' in söylediğine göre New York kar kış kıyamet yeriymiş. Sanırım en uygun zamanlarda kaçtım geldim New York' tan. Adana ise inanılmaz sanki New York' un baharını yaşıyor gibiyim. Yine de hava bir gün yağışlı bir gün güneşli. Tam güzel yüzünü göstermeye biraz nazlı gibi.

Unutmadan bol bol yeşillik, kebap ve tatlı yiyorum. Kebap özlemimi sonuna kadar söndürmeyi planlıyorum buralarda. Benim önümüzdeki 3-4 ayım böyle geçecek. Görmek istediğim, oturup uzun uzun sohbet etmek istediğim o kadar çok arkadaşım var ki.

Neyse daha anlamlı içerik paylaşımlarımda görüşmek üzere...

Öptüm.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bazen Vazgeçmektir Kazanmak!- Make Let it Go

Yaklaşık yarım saattir 10 satırlık paragraflar yazıp yazıp siliyorum. Seni anlayan birini bulmanın ne kadar zor olduğunu yazmak istemiştim. Ben bulduğuma inanıyorum. Bir zamanlar öyle birini bulamayacağımdan korktuğum anları hatırlıyorum da, ne kadar şapşalım. İçinizde en ufak ümit varsa eğer onu bulacağınıza dair, inanın. Önünde sonunda buluyorsunuz. Hem de en uygunsuz hayat dönemeçlerindeyken.



Son bir aydır içimi rahatsız edecek bir hisle boğuşuyorum. Hani bir iş vardır yamak zorunda olduğunuz ama bir şekilde eliniz hiç değmemiştir ve o işi bitirmemiş olmanın verdiği bir huzursuzluk hissi vardır ya insanın içinden atamadığı. İşte tam o his var içimde. Çok sevdiğim canım saydıklarımdan birisi için. Bir türlü atlatamıyor, bir türlü bırakamıyor işin ucunu. Saplantı haline getirmiş, uzun süreli alışkanlığını. Alışkanlıklarımızı aşk zannetmek! Ne büyük yanlış! Aşk, sevgi çocuk oyuncağı haline getirilecek bir şey değil ki. Ne zamandır aşk, Facebook' ta beraber fotoğraf paylaşmak oldu? İlişki durumunu güncelleme oldu?


Ben ne zamanki bırakabilmeyi öğrendim o zaman her şey yoluna girdi. Ne zaman vazgeçebilmeyi, hayata devam etmeyi kafaya koydum yollarım kendiliğinden açıldı. Yollarımızı biz kendimiz tıkıyoruz aslında.

Yazdıklarım tam da şu an böyle bir durumda olanların karşısına çıkar umarım. Bir işaret gibi gelir belki tam zamanındaki bu karşılaşma. Satırlarıma Şems'in aşağıdaki sözleri ile son vermek istiyorum.
"Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?"
Mutlu günleriniz olsun...


WARNING: I've just started to write English posts. Please give some mercy :) 

Aproximetely for 30 min. I deleted my paragraphs again and again. I want to write about how difficult to find someone really understands you. I believe that I found the one. Once I had no hope to find him. Silly me! If you have a little hope to find someone really understands you, just believe it. Sooner or later you will find.



I've felt disappointed for a couple month. I was so sorry for someone who is really important for me. He can't make ''let it go''. It sometimes looks like obsession. I think our routines look like real love! I don't think love works on Facebook.

I know that everything goes ok when I make ''let it go'' in my life. My way opens by itself when I stay cool. In fact we obstruct our ways so many times.



I hope that you who need this, will read my words. Maybe you think this is a sign for you to make it, to let it go. I want to end my ridicilious words with one of my favourite Sems-i Tabrizi's principles.

"Instead of resisting to changes, surrender. Let life be with you, not against you. If you think "My life will be upside down" don't worry. How do you know down is not better than upside?"
See you guys...

2 Ağustos 2012 Perşembe

Ülkü' nün Ardından...

Dün Ülkü' yü kaybettik.

Bütün konferansların da gençlerin ATATÜRK'e olan büyük ilgisinden övgü ile bahsediyordun ya Ülkü Adatepe..
Söyle onada..
Bize anlattıklarını ATATÜRK' e de anlat Ülkü Adatepe...
Çocukluğunda nasıl gözlerine bakıp ellerinden tutabildiysen ATATÜRK'ün gine tut ellerinden söyle ona...
Milyonların hala izinde olduğunu söyle Ülkü Adatepe!
Nasıl ki bir evladını kaybettiyse, üzüldüyse ATATÜRK, söyle ona milyonlarcasının hala yaşadığını söyle.
Söyle ki üzülmesin Ülkü Adatepe!
Bak onun gök mavisi gözlerine "Beni hatırlayınız demiştin ya hani baba, bak unutmamışlar de Ülkü Adatepe!
Huzur içinde uyu dünyanın en şanslı çocuğu..

(İbrahim Burak Çetinkaya)

Ulus ülkümüzü her şeye rağmen kaybetmemiz dileğiyle...


18 Ocak 2011 Salı

Balkonları da İçeri Aldık

Çocukluğum İskenderun'da geçti. İnanılmaz güzel günlerdi. Sanki bir sahil kasabasında yaşamak gibiydi. Babamın işi dolayısıyla İskenderun Demirçelik Fabrikalarının lojmanlarında oturuyorduk. O kadar güzel bir sosyal ortamı vardı ki o sitenin, hiçbir zaman unutmayacağım anılarımız, dostluklarımız oldu orada. Dedim ya çocukluk, ergenlik orada atlatılınca tadı da anlamı da başkadır benim için.
Bizim oturduğumuz blokların kocaman balkonu vardı. Limanı gören manzarasıyla muhteşemdi. Yaz kış salonun balkona açılan kapısı açık olurdu. Baharla birlikte kahvaltımızı balkonda yapmaya başlardık. Çiçeklerimiz özellikle babamın sikaslarının mabedi gibiydi. Apartman hayatının bu küçücük balkonla değiştiğini gördüm. Şimdi daha iyi anlıyorum annemlerin neden kendi yaptırdıkları bir bahçeli ev istediğini. Sanki bir nefes alma noktasıydı bizim için o balkon.Evimizin bahçesiydi.

Bakıyorum da bugünlerde dünya ne kadar büyüyorsa, sınırlar ne kadar ortadan kalkıyorsa da biz o kadar kendi içimize dönmeye başlıyoruz. Evlerimiz yuva olmaktan çok kendimizi korumaya çalıştığımız birer hücre olmaya başladı sanki. Çoktandır balkonları içeri almaya başladık. Sanki hapishanelerimizi biraz daha büyüterek bu keşmekeşten kurtulacağımızı düşünüyoruz. Oysa bana göre bir evi ev yapan balkonuydu en çok.  Dış dünyaya açılan kapısı. Çamaşırlarımızı astığımız, menekşeleri yetiştirdiğimiz, sokaktan gelen çocuk bağırtılarının, komşuyla balkondan balkona yapılan sohbetin, otomobil seslerinin kulağımıza çalınmasının asıl sebebi hep balkonumuzdu sanki. Balkonları kaldırdık dış dünyayla olan iletişimimizi kestik. 


Biz ne zaman bu kadar kırılgan, bu kadar savunmacı, bu kadar korkar olduk dışarıdan? Balkonları neden öldürdük? Kafesimizi biraz daha genişletmek için mi? Balkona çıkıp gökyüzüne özgürce bakmak, balkondan sarkmak varken neden bir camın arkasına sığınmaya başladık?

İnatla balkonlarını yaşatan insanlar: Siz pek güzel insanlarsınız... Hepinizi çok seviyorum.

Not: Yazıyı yazarken İskenderun'u ne kadar özlediğimi fark ettim. Fotoğraflarını paylaşmak istedim.

Betül KARA
21:23, Salı

18 Ocak 2011

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Sormayı başaran cevabı Bulurmuş!



Bugün bir dost eli uzandı bana! Hem de kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir isimden uzandı o el! Beni ne kadar tanıyordu, ne kadar iyi tanıyordu hiç bilmiyorum. Belki de hiç tanışmıyoruz ama öyle tespitler öyle yerinde önermeler vardı ki şu an ki iç huzurumu ona borçluyum. Olayın özü şu adamda öyle bir karizma var ki direkt aklıma gelen şu oldu: stop being sad! just be awesome!

Kalkmamı istedi benden. Harekete geçmemi, bir karara varmamı istedi. Kim için yaptı bunları? Neden böyle bir şey yaptı? Kalktı işinin gücünün başından, iki saat benim derdimi dinledi. Tam da tahmin ettiği gibi çözülemeyecek sorunlar yoktu ortada. Gözü korkmuş küçük bir kızım zırvaları olacağını tahmin edebilecek kadar çok şey yaşamış görmüş bir insan. İnsan neden böyle bir şey yapar acaba, diye soruyorum şimdi. Etrafıma duyarlı olduğumu düşünürdüm hep ben. Şimdi kendimi onun yerine koyuyorum, rolleri değişiyorum. Acaba yapar mıydım bunu, aklıma gelir miydi böyle bir şey yapmak diye... Gelirdi aklıma heralde ama kesin bir bahanem olur onun gibi koşarak gelemezdim heralde.

Her olaydan yeni bir şey öğrenirdim oldum bugünlerde. Hep öğreniyordum tabiki de bunun farkına varıyorum şimdiyse. Öğrenme sürecini bilinçli bir şekilde yaşamaya başladım. Canımı sıkmaya başlıyor bu bitmeyen öğretiler. Hayat eskiden ne güzeldi. Rasgele yaşamak vardı daha küçükken her şeyi. Kestiremeden hiçbir şeyi önüne geldiği gibi. Hoş şimdi bunun tersini ne kadar başarabiliyorum o da var. Ki bugün dostun beni dinlemesinin sebebi de tam olarak hayatı önüme geldiği gibi, kontrolsüz bir şekilde yaşamamdan kaynaklı.

Kaan'la dün gece konuştuğum gibi bugün çok şey öğrenmeliyim diye kendime söz vermiştim. İşte bugün öğrendim. Yeni bir sürü şey öğrendim. Harekete geçme zamanım gelmiş de geçiyor! Bana yakışanı yapmam gerekiyor. Güçsüzlüğün ve bunu dillendirmenin bana hiç yakışmadığını biliyorum şimdi. Beni hep o bildiğiniz şen şakrak sürekli gülen Betül olarak görmek istiyorsunuz, çok konuşan bir de... Söz öyle olacağım, karşıma çıkan zorluk neyse onu yenmek büyük bir keyif olacak benim için...
Önce bir süre sindirmem lazım ama bugün öğrendiklerimi. Lakin sindirilmesi zor bir Türk yemeği gibiydi duyduğum şeyler bugün. Bu gün yaptığı dostun, ne kadar önemli bilir misiniz? Bilmezsiniz, bilemezsiniz! Yaşamadan benim gibi ne olduğunu bilemezsiniz. Bilmeyin de zaten. Her şeyi yaşayarak öğrenmek, öğrenmelerin en güzeli. Lütfen yaşadıklarınızı sindirmeyi öğrenin, her defasında oturun bir düşünün, neden böyle oldu diye. Cevap sizde!

Soruyu sormak en zor kısmı. Soru sorulduktan sonra cevap çok kolay geliyor inanın!

Betül KARA

01:28
4 Mayıs 10, Salı

2 Mayıs 2010 Pazar

Bırakın da yolum açılsın...

Yeni bir insan olmak kolay mıdır acaba? Bir süredir kendimden hoşnut değilim. Ben kendimden hoşnut değilken çevremdekiler ne kadar hoşnutlar acaba? Blogumu sürekli okuyanlar bilirler. Kendime bir "2010 planlar listesi" yapmıştım. Öyleydi de aslına bakarsanız. Herkeslerden farklı bir kimseler vardı hayatımda. Herkesten biri oluverdi insanlar işlerine geldiğini göremeyince birden bire. Geldikleri gibi hızlıca gittiler hayatımdan. Teşekkürler sizden de öğrendik bir türlü öğrenemediğimiz dersimizi. Şubattı ilk tekrarı yaşayışım. Nisandı sayfanın hiç çevrilmediğini fark ettiğimde de.

Yeni bir sayfa diyordum kendime her zaman dediğim gibi. Çaba olmadan yeni bir sayfaya geçilmiyor, öyle isteyip oturarak da olmuyor bu işler. Hayaller kurarak olmuyor yeni sayfalar. Tırmalayarak açılıyor benim hayatımda sayfalar!

Bir süredir sinirliyim, aksiyim, mutsuzum, inancım kalmadı bazı insanlara, onlardan çok kendime. Kızıyorum kendime hep hep hep ve hiç güldürmeyi bilmiyorum kendimi. Herkese kırgınım şu sıralar. O herkesler şimdi "hiç kimse" oldular benim için. Türkçe öyle emrediyor çünkü şimdi kullanacağım cümleye göre. Çünkü "hiç kimse" bana verdiği sözlerini tutmuyor.

Kızıyorum kendime bugünlerde çünkü çok kolay inanıyorum "herkes"e. Kızıyorum onlara beni bu kadar güçsüzleştirebildikleri için. Gözümün içine baka baka yalan söyleyenlere kırgınım bugünlerde. Ne kadar ahmağım ki hâlâ onları düşünüyorum bir yandan da. Ya üzersem diye. Ne zaman farkına varacağım artık kendimi de düşünmem gerektiğini...

Bu yazı bir iç dökme, belki bir ses duyurma çabası. Artık hangi tarafından çekilir bilmiyorum. Hiç olmazsa bir silkeleniş getirir evime, aklıma, kalbime... Kim bilir belki yakında hiçbir şeye üzülmeyecek bir Betül çıkar karşınıza!

Yolum açılsın... Kapıyı aralık bırakın giderken! Bu sefer yolum açılsın...

Betül KARA

00:44
3 Mayıs 10, Pazartesi


15 Şubat 2010 Pazartesi

Sizin Sevgi Diliniz hangisi?

Bugün yazmaya karar verdiğim şey daha önce okuduğum bir kitaptan. Sevgi dilleri...

Lisedeyken okumaya çalıştığım ama ne yalan söyleyeyim okurken sıkıldığım bir kitaptı. Tabi yaş küçük anlamıyor insan ilişkilerinden daha. Ergenlikten yeni çıkmış ben her şeyi bilirim insan kıvamında bir gençtik biz de. Ha keza şimdi çok mu anlıyorum insan ilişkilerinden gayet tabi HAYIR!
O yüzden bu okuduğum kitabı sizlerle de paylaşmak istedim. Benimkinin fiziksel temas olsuğunu düşünüyorum. Bakalım sizin sevgi diliniz neymiş?
Genelde ‘biz birbirimizi sevdik ve aldık, flört dönemimiz oldu ama ben bunun böyle olduğunu bilmiyordum’, ‘vay hain demek bana bunu da yapacaktı’, ‘nasıl olur ben bu adama kanabilirim’, ‘ama ne yapabilirim ki bana hep iyi olduğundan bahsetmişti nişanlı olduğumuz yıllarda bunlara kızmazdı şimdi nasıl olur anlamıyorum’ gibi cümlelerle pek sık karşılaşırız. Bunların kendimize göre bir açıklaması vardır tabi, ama acaba ‘doğru dili’ konuştuğumuzdan emin miyiz?

İşte Garry Chapman, yılların tecrübesiyle mutluluk yolunu arayanlara ‘5 Sevgi Dili’ni sunuyor...

5 SEVGİ DİLİ

Sevgi deposunun dolu tutulması gerekmektedir. İnsanlardaki sevgi oluşumu işte bu deponun varlığına bağlıdır. Aşık olan kişi sevdiği kişini mükemmel olduğu illüzyonuna sahiptir. Aşık olma deneyimi 3 nedenden dolayı gerçek sevgi olmadığı sonucuna varmış Dr. Peck.

a) Aşık olma iradi bir fiil veya bilinçli bir seçim değildir.
b) Aşık olmak gerçek sevgi değildir,çünkü çaba göstermeden yaşanır.
c) Aşık olan kişi diğer kişinin gelişimine yardımcı olmakla gerçekten ilgili değildir...

5 sevgi dilini aşağıya sıraladıktan sonra konu açıklamalarına geçeceğiz. Önce bu dillerin nasıl olduğu konusunda sizler tahminde bulunun.

(1) ONAY SÖZLERİ
(2) NİTELİKLİ BERABERLİK
(3) HİZMET DAVRANIŞLARI
(4) ARMAĞAN ALMA
(5) FİZİKSEL TEMAS

Yukarıdaki sıralanan maddeler 5 sevgi dilinin varlığından bahsediyor ve sanırım bunların neler olduğunu merak ediyoruz.
(1) ONAY SÖZLERİ

Antik İbrani bilgesi, Solomon "Dil; yaşamın ve ölümün gücüne sahiptir. Kaygılı bir yürek insanı bunaltır; ama sevecen bir söz onu neşelendirir." demiş. Sözlü iltifatlar ve takdir sözleri sevgiyi güçlü şekilde iletir.

-Bu kıyafetle çok şık görünüyorsun...
-Ooo ! Bu elbiseyle çok hoş görünüyorsun...
-Bu dünyada patatesi en iyi pişiren kişi sen olmalısın...

Sevginin hedefi,istediğiniz bir şeyi elde etmek değil,sevdiğiniz insanın saadeti için bir şey yapmaktır. Bununla birlikte şu bir gerçektir ki onaylayıcı sözler aldığımızda karşılıkta bulunmak için güdülenmemiz çok daha muhtemeldir. Onay sözlerinde;

*Cesaret verici sözler: Duyguları sezinlemeyi ve dünyayı eşinizin gözüyle görmenizi sağlar.
*Sevecen sözler: "Seni seviyorum" cümlesi buna bir örnek bu tür durumlarda da eşiniz genellikle sesinizin tonuna yüklenmiş olan mesajı yorumlayacaktır. Kullandığınız kelimeleri değil, konuşurken tavrınız ve ses tonunuz çok önemlidir.
*Alçak gönüllü sözler: Ricalarda bulunmak, takdir edilmek...

-Pardon hanım efendi 2 dakikanızı alabilir miyim?
Ricalar iletişime yön verir ve kişinin kendisinin önemli olduğunu hissini verir.

(2) NİTELİKLİ BERABERLİK

Nitelikli beraberlikte bütün dikkatimizi kiminle berabersek ona vermemiz gerekmektedir. Kanepeye birlikte oturup, beraberce TV izlemek mi? İzlemek değil, televizyonu kapatıp, tüm dikkatlerimizi toplayıp, birbirimize bakmamızdır. Birbirini seven 2 gençle, bir karı-kocanın aynı ortamda otururken bile davranışları farklıdır. Çıkan gençler göz bebeklerinin içine bakar, dışarıdaki ortam 2. plandadır.Çünkü bu ilişkide önemli olan beraberlikleridir. Karı-kocada ise biri mutlaka dışarıyı izliyordur bunlardan beklenen davranış nedir? Garsona bakar, başka müşterilere bakar. Nitelikli beraberlik yoktur onlarda. (Bu verilen örneğin istisnası olmakla birlikte tecrübeyle de sabittir. Zira olayın tam tersine bizzat şahit olmuş bir bünyeyle muhattapsınız.) Nitelikle beraberlikler;

*Birliktelik: Bedensel yakınlık demek değildir. Bu noktada odaklanmak önem arz etmekte. Yani hem dikkatimizi hem de ruhen yakınlık ve birlikteliğimizi sağlamak.
*Nitelikli sohbet : İki bireyin deneyimlerini, düşüncelerini, duygularını ve arzularını dostça ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda paylaştıkları anlayışına dayanan diyalogdur.
Nitelikli Sohbet Ve Nitelikli Beraberlikte Dikkat Edilecek Hususlar:

1) Eşiniz konuşurken göz temasını sürdürün. (Eşinize tüm dikkatinizi verdiğinizi anlatır.)
2) Eşinizi dinlerken başka bir şeyle meşgul olmayın. (Başka bir şey yapmayın.)
3) Duyguları dinlemesini öğrenin. (Haklı olduğunuz belli olacaktır.)
4) Vücut dilini gözlemleyin. (Sıkılmış yumruklar, titreyen eller, gözyaşları.)
5) Sözünü kesmeyin. (Araştırmalar bir insan en fazla karşısındakinin sözünü kesmeden yalnızca 17 saniye kalabileceğini görmüşler. Ancak kişi susması gerektiğini bildiği zamanlar bu süre uzar ve susma süresi susana bağlı olur.)

*Konuşmayı öğrenmek: Eşinizle konuşmayı öğrenmeniz gerekmektedir. Mümkün olduğu kadar da eşinizle sohbete girmekten kaçınmayın. İki kişilik tipi vardır. Bunlardan birincisi Ölü Denizdir: İsrail'de Galileo Denizi, Jordan nehri yolu ile güneye ölü denizine akar, alır; fakat vermez. Bu kişilikte alır kesinlikle vermez. Bilgisi vardır paylaşmak istemez suskundur. İkincisi ise Çağlayan çayıdır. Gözden veya kulaktan her ne girerse ağızdan dışarı çıkar ve ikisi arasında nadiren 60 sn. vardır her gördüğünü ve işittiğini anlatır.
*Nitelikli faaliyetler : Birinizin veya her ikinizin ilgi duyduğu her şeyi içerir. Vurgu ne yaptığınız üzerinde değil, neden yaptığınız üzerindedir. Amaç birlikte şey yapmak ve bu yaşantıyı "bana değer veriyor". İmajını vermektir.

(3) ARMAĞAN ALMA

Armağanlar sevginin görsel sembolleridir. Kriz zamanlarında fiziksel varlığınız eşinize verebileceğiniz en güzel armağandır. Armağanın pahalı olması gerekmez. Nede her hafta verilmesi gerekir. Bu yüzden armağan insanın ilişkilerinde,kendisinin diğer kişinin karşısında kıymetli olduğu izlenimimi verdiği için etkili olacaktır. Bu armağanlar eşinizi ve arkadaşınızı daha iyi tanıdıktan sonra çeşitliliği artacaktır. Bazen bakarsınız bir tatlı söz, bazen bakarsınız bir öpücük,bazen de akşam yemeği bazen de mahallenin çiçekçisinden alınmış kırmızı bir gül armağan için yeterli olacaktır. Ayrıca armağan; verdiğiniz kişide sizi de hatırlaması ve unutmaması ihtimalini verdiği için,ilişkiniz ve sevginiz de hatırlanacak olması yönünden çok önemlidir.

(4) HİZMET DAVRANIŞLARI

Hizmet davranışları ile eşinizin,yapmanızdan hoşlandığı şeyleri yapmayı kastediyorum. Ona hizmet ederek,onu memnun etmeye onun için bir şeyler yaparak ona sevginizi ifade edersiniz, yemek pişirmek,masayı hazırlamak,bulaşıkları yıkamak,evi süpürmek,çöpleri dökmek,bebeğin bezini değiştirmek,odayı boyamak,ütü ütülemek vs. bu gibi durumlarda kişi kendisinin sevildiğini kendisine ve ortamına hizmet edildiği zaman anlar. Ricalar sevgiye yön verir ama talepler sevginin akışını durdurduğu için isteklerinizde rica etmeyi ihmal etmeyiniz.

(5) FİZİKSEL TEMAS

Çocuk gelişim alanlarında çok sayıda araştırma şu sonucu vermiştir. Kucaklan an ve öpülen çocuklar uzun zaman süreçlerinde fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklara nazaran daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyorlar. Fiziksel temas evlilikte sevgiyi iletmek için güçlü bir araçtır. Öpme,sarılma,cinsel ilişki,fiziksel temasta ileti güçlüdür. Dilin ucu,parmakların ucu, burun ucu dokunmaya çok duyarlı olan yerlerdir. Ama omuzların arkası en az duyarlı olan yerlerdir. Fiziksel temas 2 ye ayrılır,

a) Örtülü temas: Vücudunuzu çaktırmadan sürtmek,elini omzuna koymanız.
b) Aşikar temas: Bilerek temastır. Masaj elle tutma masaj vs.

El tokalaşmaları da bir nevi teminattır. Vücut dokunulmak için vardır. Kriz zamanlarında neden iç güdüsel olarak,birbirimiz kucaklarız. Çünkü fiziksel temas sevgiyi güçlü olarak ilettiği için.

NOT:Yukarıda saymış olduğumuz 5 sevgi dilini iyice anlamış bulunuyorsunuz ama burada unutulmaması gereken en önemli nokta,her insanın farklı sevgi dili olacağıdır. Eşiniz için 1. sevgi dili nitelikli beraberlikken arkadaşınız için de 1.sevgi dili onay sözleri olabilir. Erkek için 1. sevgi dili hizmet davranışları iken kadın için armağan alma 1. sevgi dili olacaktır.




KAYNAK : 5 SEVGİ DİLİ (Garry Chapman)

Betül KARA

22:30
16 Şubat 10, Salı

21 Ocak 2010 Perşembe

göz kırpan martı, kelebekler, a little snowflake vs...


Yazmak zamanı gelmiş de geçiyor...

Sanki bir haftadır evimde değil gibiydim. Başka bir mekan bambaşka bir koku o mekanda, aslında direkt bambaşka bir gezegendeydim sanki. Yıllar öncesinin hukuku vardı sanki o gezegenle aramızda. Tuhaftı ama huzur vardı!

İşte ben tam cümleleri kurarken kendi kendime dün sabah vapurda martılar geçiyordu deli gibi hemen yan tarafımda, pencereden izliyordum ben de onları aslında. Son bir tanesi işte tam da bunun gibi bir şey döndü ve bana baktı. Hatta göz kırptı (: sanki kurduğum cümleleri duymuş ve

bana aferin der gibiydi. Gülümsedim şapşal şapsal o küçük martının ardından bakarken. Yalnız benim dediğim gibi gülümseme olmamış o sırıtmaydı muhtemelen yan tarafımdaki amca garip garip bakıyordu bana.

Amca nereden bileceksin bu sevinç hallerinin temeli nedendir? Ben bile bilmiyorum ki. Dahası mutluluk mu bu onu bile bilmiyorum. Sadece karnımda kelebekler uçuşuyor. Tam zamanıydı hem de; karların uçuşmasına benzettim onları çünkü bir de.Kaçıştılar içimde dört bir yana. Sonra orada o

kelebekler bir hava akımı yaratıyorlar sıcacık.
Sahlep içmiş gibi oluyorsunuz sanki. Kokusuyla birlikte alıyor mu bir sarhoşluk hali...

Ne o aşık mı oldun diyeceksiniz şimdi. İnsanın böyle şeyler yazması için sanırım illaki aşık olması gerekmez. Aşk böyle şeyler yazdırmaz bir kere, genelde acı vardır onun içinde. Böyle kar taneleri, martılar, kelebekler, gülücükler yer edemez onun varlığında kendilerine.

Gülümseyerek bakın bugünlerde etrafınıza İstanbul çok güzel. İnsanlar çok güzel sonra. Dikkatli bakınca görülüyor emin olun.

Soğuk günlerde içinizi ısıtacak bir şarkı dinleyin.

Ve içinizi gerçekten ısıtacak bir sahlep için!

Kokusunu çeke çeke burnunuza...

Benden herkese;


when you kiss me

I know you miss me
And when you're with me
The world just goes away
The way you hold me
The way you show me that you
Adore me--oh, when you kiss me
...

Betül KARA

02:17
22 Ocak 10, Cuma, İstanbul

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...