iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2013 Perşembe

LinkedIn ve Büyüyen Sorunsalı

LinkedIn'i ilk kullanmaya başladığımda sene 2009'du galiba. Henüz stajyerdim Nexum Boğaziçi' nde o dönemde. Business network konusunu hep dikkate almış bir insan olarak ta o zamandan bazı isimler vardı gıpta ettiğim. 500' ün üzerinde bağlantısı olan isimler. Bu isimler bir çoğumuzun çok yakından tanıdığı sektör isimleriydi. O dönemde LinkedIn bizim için yeni bir sosyal araçtı ve ciddi ve önemli buluyordum orada bulunmayı. LinkedIn öncesinde Xing.com' u kullanmaya başladığımda ise henüz üniversite 2. sınıftaydım. Hiçbir zaman oraya ısınamadım. Şu an ne halde hiçbir fikrim yok. Almanya'daki hocalarım LinkedIn' den ziyade Xing' i kullanıyorlar hala o da ayrı bir konu. Bir bildikleri mi var yoksa?! Onları bir türlü bulamadım LinkedIn'de malum onlardan birer recommendation isteyecektim. Kısmet değilmiş. (:

Daha geçenlerde Uğur Hocamın blogunda LinkedIn'le ilgili yazısını (LinkeIn ve Ben) okudum. Kısacası maddeler halinde LinkedIn' den nasıl bezdiğini anlatıyordu. Şimdi onun maddelerinden birini zamanında yerine getirmediğim için hayıflanmaya başladım.


Ne de olsa hala genciz, toyuz. Yılların tecrübesi konuşuyor tabi. Uğur Hoca:
Tanımadığım bir kişiyi neden “iş ağı”na ekleyeyim ki. Nereden tanıştığımızı veya neden beni eklemek istediğini yazsa, daha faydalı olacak.
diyordu. Her geçen gün hayıflanmalarım artıyor. Keşke diyorum hocam yazıyı daha önce yazsaymış. (:

Ben önceleri sektör dahi ayırt etmeden eli yüzü düzgün bir profile sahip herkesi ekliyordum nerdeyse. Şimdilerde ise  en azından aynı sektör işi yaptığım, ilerde veya şu an için işimle ilgili iş birliği yapabileceğim kişileri eklemeye başladım. Yakında tamamen ondan da vazgeçip ya tamamen terk edilmiş bir tarlaya dönüştüreceğim, ya da sadece bir iş geçmişim olan ya da bir şekilde bir etkinlik vasıtası ile bile olsun bir şekilde tanıştığım kişileri ekleyeceğim sanırım.




Yukarıdaki mesajı da iki gün önce aldım. İşin enteresan yanı LinkedIn' de her ne kadar bulunduğum yer New York görünse de iş tecrübelerimin tamamı TR menşeili. Bana neden bu mesajı attığını ilk olarak bu sebepten anlayamadım. İkinci olarak bir iş ilanı yayımladığımı hatırlamıyorum. Kişiyi tanıdığımı hiç sanmıyorum. Tanımadığım biri için eğer iş ilanı yayımlamadıysam neden seferberlik ilan edip iş paslama işine gireyim. (Ki bu işi zamanında çok yapmışlığım vardır. O konuda baya dilim yandığı için artık kimseyi kimseye paslamayı pek düşünmüyorum. Siz insanlık yaparsınız birileri iş sahibi olsun dersiniz. Karşınızdaki kişi, tavsiye ettiğiniz insanlara ve kuruma rezil rüsva eder sizi. Demem o ki arkadaşlarınız süper insanlar olabilirler ama konu iş hayatına gelince en sorumsuz insanlara dönüşebilirler. Kime iş paslıyorsanız onu gerçekten tanıyıp tanımadığına dikkat edin.)

Son zamanların gözde konusu endorse var bir de. Daha geçen gün konuyla ilgili bir yazıyı göz ucuyla okudum. Kısacası konunun amacına ulaşmadığını sadece spam mail yığınlarına bir kısmının daha eklendiğinden bahsediyordu. Dün de aşağıdaki gibi tanımadığım biri (zamanında hevesle davetiyesini kabul ettiğim kişilerden biri olsa gerek) tarafından Sosyal medya yönetimi ve Etkinlik yönetimi konularında tavsiye edildim onaylandım. Şimdi ne kadar inandırıcı gelecek acaba sıralanan konulardaki yetkinliğimiz?!



Gördüğünüz gibi LinkedIn baya yalan bir noktaya ulaştı. O yüzden naçizane tavsiyem kasmayın herkesi ekleyeceğim, benim de 500+ bağlantım olsun diye. İyi bir şey yapmıyorsunuz aksine git gide daha da antipatikleşen düzenin bir parçası olduğunuzu gördüğümde ne kadar sorgulayıcı bireyler olduğumuzu soruyorum kendi kendime. Sorgulamayan, herkes gibi olan biriyle kim çalışmak ister ki.

Ben istemezdim doğrusu.

Görüşmek üzere.


2 Mayıs 2010 Pazar

Bırakın da yolum açılsın...

Yeni bir insan olmak kolay mıdır acaba? Bir süredir kendimden hoşnut değilim. Ben kendimden hoşnut değilken çevremdekiler ne kadar hoşnutlar acaba? Blogumu sürekli okuyanlar bilirler. Kendime bir "2010 planlar listesi" yapmıştım. Öyleydi de aslına bakarsanız. Herkeslerden farklı bir kimseler vardı hayatımda. Herkesten biri oluverdi insanlar işlerine geldiğini göremeyince birden bire. Geldikleri gibi hızlıca gittiler hayatımdan. Teşekkürler sizden de öğrendik bir türlü öğrenemediğimiz dersimizi. Şubattı ilk tekrarı yaşayışım. Nisandı sayfanın hiç çevrilmediğini fark ettiğimde de.

Yeni bir sayfa diyordum kendime her zaman dediğim gibi. Çaba olmadan yeni bir sayfaya geçilmiyor, öyle isteyip oturarak da olmuyor bu işler. Hayaller kurarak olmuyor yeni sayfalar. Tırmalayarak açılıyor benim hayatımda sayfalar!

Bir süredir sinirliyim, aksiyim, mutsuzum, inancım kalmadı bazı insanlara, onlardan çok kendime. Kızıyorum kendime hep hep hep ve hiç güldürmeyi bilmiyorum kendimi. Herkese kırgınım şu sıralar. O herkesler şimdi "hiç kimse" oldular benim için. Türkçe öyle emrediyor çünkü şimdi kullanacağım cümleye göre. Çünkü "hiç kimse" bana verdiği sözlerini tutmuyor.

Kızıyorum kendime bugünlerde çünkü çok kolay inanıyorum "herkes"e. Kızıyorum onlara beni bu kadar güçsüzleştirebildikleri için. Gözümün içine baka baka yalan söyleyenlere kırgınım bugünlerde. Ne kadar ahmağım ki hâlâ onları düşünüyorum bir yandan da. Ya üzersem diye. Ne zaman farkına varacağım artık kendimi de düşünmem gerektiğini...

Bu yazı bir iç dökme, belki bir ses duyurma çabası. Artık hangi tarafından çekilir bilmiyorum. Hiç olmazsa bir silkeleniş getirir evime, aklıma, kalbime... Kim bilir belki yakında hiçbir şeye üzülmeyecek bir Betül çıkar karşınıza!

Yolum açılsın... Kapıyı aralık bırakın giderken! Bu sefer yolum açılsın...

Betül KARA

00:44
3 Mayıs 10, Pazartesi


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...