23 Mart 2011 Çarşamba

Eskişehir, Pazarlama, Bizim Çocuklar filan... (:

Geçen sene YoungGuns1.1 sürecini PH'nin Maslak' taki ofisinde 30 saatlik bir nevi kamp ortamında takip etmiştim. Eskişehir'den gelen birbirinden güzide arkadaşlarla bu sayede tanıştım. Sonrasında da Marketing Anadolu Kulübü' nün Kampüs'te Marketing organizasyonuna davet etmişlerdi beni. Muhteşem zaman geçirmiştim.

Bu seneki organizasyona yine çağırdılar. Şu konuşmacı ayarlama hevesim hiç bitmedi yıllardır. Arkadaşlar sordu ben de 3 konuşmacının kontak bilgilerini kedileri ile paylaştım. Sonuç olarak Cuma 17:30 treni ile yolculuk başladı. Ufuk, Ömer, Rıdvan ve bendeniz trenin restaurant bölümünde koyu bir sohbete başladık. Eh haliyle hepimiz aynı sektörde olunca konuştuğumuz konular da malumunuz. Digitürk'ün blogspotu kapatması, sosyal medya nereye gidiyor vs. vs... Derken trende İpek Hanım' la  da karşılaşınca sohbet pek bir koyulaştı. Arkadaşlar Eskişehir'de okudukları için işin en keyifli yanının bu tren sohbeti olduğunu söylemişlerdi yolculuğun başında. Hakikaten de öyleymiş.

Gece 23:30 gibi Eskişehir'e vardık. Bizi garda Havva karşıladı. Hemen özel araçları ile kampüse götürdüler bizi. Önce burada hazırlık içinde olan arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Sevgili Gökhan Hoca ile kısa bir sohbet de ziyaretin bonusu oldu. Nitekim  gecenin o saatinde öğrencilerini yalnız bırakmamıştı ve onlarla beraber o da hazırlıklara devam ediyordu. Bu kulübü kıskandığım bir nokta varsa o da heralde Gökhan Hoca' nın onlarla bu kadar ilgilenmesi konusudur. Ben de üniversitedeyken 4 yıl boyunca kulüplerde çalıştım. Bir tane hoca hatırlamıyorum ki Gökhan Hoca gibi yanımızda olsun. Neyse okulun otelinde kaldım ilk gün. Oldukça konforlu, ayrıntılar düşünülmüş, temiz bir misafirhaneydi diyebilirim. Bir devlet üniversitesinde böyle hizmet ve kalite görmek gerçekten beni sevindirdi.


Ertesi gün yani cumartesi günü oturumlar başladı. Okul sanki haftasonu değilmişçesine yine kalabalıktı tıpkı geçen sene olduğu gibi. Kaldı ki bu hafta başında öğrencilerin vizeleri başlıyormuş. Buna rağmen doluluk takdire şayan doğrusu. Sabahtan İpek Aral Kişioğlu ardından Volkan Kırtok sunumlarını yaptılar.Her iki sunumda cidden doyurucu ve keyifliydi. Öğleden sonra ise Garanti Bankası ve Gittigidiyor.com un yöneticileri yine bilgilendirici ve keyifli sunumlarını yaptılar.

Bu yorucu günün ardından azimli arkadaşlarımız akşama özel bir yemek düzenlemişler. Oldukça keyifli ve zevkli bir mekan olan Passage'da danışman hocalar, konuşmacı ve çeşitli misavirlerle birlikte kulübün yönetim kuruluyla birlikte kocaman bir grup olarak hazır bulunduk. Mekan hoş bir yemek yemek için ideal dilerseniz arkadaşınızla akşam bir şeyler içip sohbet etmek için de tercih edebileceğiniz bir atmosfere sahip. Yemeklerinin de ayrıca lezzetini övmeden geçemeyeceğim. Eskişehir' e yolunuz düşerse aklınızda bulunsun efendim.


Sonra her malum Eskişehir yolcusunun uğrayacağı yer olan 222' de geceye devam ettik. Kavga çıkana göre keyfimiz baya yerinde dans, şarkı, türkü halindeydik. Derken 2 tane densiz kavga çıkardı herkesin keyfi kaçtı ayrıldık biz de. Gerçi o kavga çıkmasaydı geceyi orada söndürecektik, bir nevi bize de bahane oldu sayılır.


Pazar günü erken vakitte ayrıldığım için kapanışı bu sene izleyemedim. Genelde böyle organizasyonlarda kapanışının ayrı bir tadı olur. Marketing Anadolu yine dopdolu bir organizasyona imza attı. Yine aynı profesyonellik ve misafirperverlikle...

Not: Organizasyon boyunca bizi yalnız bırakmayan sevgili Havva Çam'a, Esen Kara'ya, Cemil Ural'a, Merve Atan'a, Gökhan Çakar'a, Salih Seçer'e, Neziha Berber'e ve adını sayamadığım tüm Kampüste Marketing komitesine; bana evlerini açan pek sevgili Ezgi Şah ve Mutaf'a, Ex (: başkan Burak Erpehlivan'a, Sevgili Başkan Murat Büyükgümüş' e çook  teşekkür ederim. 

Betül KARA

15:35
23 Mart 2011

15 Mart 2011 Salı

Facebook için 7 Kural

Facebook. 2007 itibariyle hayatımız değişti. O gün bugün internet deneyimini bir başka yaşar olduk. Ben Facebook'a kaydımı Mayıs 2007' de yapmış olmalıyım. O zamanlar hatırlıyorum arayüz çok farklıydı. Uğraştığımız ilgilendiğimiz şeyler. Birçok farklı Facebook uygulamasını kullanıyorduk. Birbirimize içki gönderip hediyeler alıyorduk Sonra bir network meselesi vardı ki evlere şenlik. Bazı üniversiteler kendi networkleri olmadığı için kıskançlık yapmaya başlamıştı. Marmara Üniversitesi Network'ü istiyoruz diye grup açılmıştı hiç unutmam. (Mesela Marmara Üniversitesi_yani benim okulum)

O zamanlardan bu zamana çok şey değişti. Facebook bir çok seçeneği geliştirip sonra geri çekip başkalarını ön plana çıkardı. Tıpkı page de olduğu gibi. Nasıl ki şimdi uzaktan yakından tanıdığımız birçok markanın bir Facebook sayfası bulunuyor. Sırf bunun üzerine konuşacak pek çok konu var aslında. Hatta her bir konudan yazı dizisi bile çıkarılabilir diye düşünüyorum. Benimse bugün paylaşacağım şey severek takip ettiğim bir blogun yazısı.



Smedio'ya göre (eh biraz da bana göre, yazı birebir çeviri değildir kendi görüşlerimi de içerir.) Facebook'la Pazarlamanın 7 Kuralı nelermiş bakalım (:

Profil: Facebook profilinizi sosyal medyadaki kimliğiniz olduğunu varsayabiliriz. Ki Facebook'a baktığımızda 2011 başında Facebook profillerinin görünümü değiştirdi. Görsel olarak ilgi çekici bir profil ziyaretçilerinizle aranızdaki iletişimi şüphesiz farklı kılacaktır. Sonuç olarak kimse sıkıcı bir profilde vakit geçirmek istemez. Ziyaretçilerinize sunduğunuz zengin içerik ve çekici bir görünüm yarattığınız algıyı değiştirecektir.

Linkler: Facebook profilinizde sizinle alakalı her türlü sosyal medya hesabınızın linkini paylaşmayı unutmayın. Blogunuzun, Twitter hesabınızın, Linkedin profilinizin linkini burada paylaşmak önemli. Bu hem kendi sayfanıza bir trafik kaynağı oluşturur hem de iş anlamında ziyaretçilerinizin doğru kanallardan sizinle iletişime geçmesine olanak sağlar.

Sayfa: Facebook sayfanız müşterilerinizle şeffaf iletişim kurabileceğiniz en önemli yer. Burada yapacağınız viral çalışmalarınızla en iyi sonuçlara ulaşabilirsiniz.  Smedio nasıl tanımlamış? Eğer Facebook profiliniz kalbinizse, sayfanız da ruhunuzdur. (:

Etkileşim içinde olmak: Eğer Facebook arkadaşlarınız ve sayfa takipçilerinizle etkileşim içinde olmazsanız bu serüven başlamadan bitmiş demektir. Sonuçta kelime grubunun ta kendisi söylüyor "sosyal medya". Takipçilerinizle sohbet etmekten onların paylaşımlarına yorum yapmaktan çekinmeyin. Paylaşın ve fikrinizi söyleyin.

Spam Yapmayın: Kullanıcılarınızın ilgilenmediği tamamıyla içeriğiniz dışında hiçbir paylaşımda bulunmayın. Sonra adınınız çıkar 9'a inmez 8'e. Zaten böyle bir eğilim içinde olursanız kısa zaman içinde sayfanızdaki etkileşim oranları ve takipçi sayınız düşecektir. Bu konuya dikkat.

Paylaşım: Facebook sayfanız ve profiliniz, blogunuzdan paylaşacağınız kaliteli içerikler için biçilmiş kaftandır.  Tüm video, iş yaşamından tüyoları, çeşitli makaleleri burada paylaşabilirsiniz. Ancak dikkat edilmesi gereken bir şey var ki fotoğraf paylaşımlarında arkadaşlarımızın özel hayatını ondan habersiz afişe etmemek konusu.

Dozunu Kaçırmamak: Facebook pazarlama çalışmalarınız için biçilmiş kaftan denilebilir. Ancak bazı şeylerin dozunu aşarak da bu kaftandan olmamak gerek. İşin dozunu aşmak bırakın iyi bir şeyler elde etmeyi itibarınızı kötü yönde etkileyebilecektir. İnsanlara rahatsız edici arkadaşlık talepleri yollamayın ya da sürekli yeni çıkan ürününüzden son kampanyanızdan bahsetmeyin. bunları ara ara yapın :D Bunun yerine uzun süren bir iletişim için en doğru ilişkiye adım atın...

Kaynak: Smedio.com

Betül KARA
11:40
15 Mart 2011, Salı

21 Şubat 2011 Pazartesi

Şebnem Ferah'ın Bugün' ü

"Zaman, ağır ol henüz erken,
demek için güle güle..."



"Aşk şarkısı değil bu,
geldi içimden..."

16 Şubat 2011 Çarşamba

Bir Kuple Tiyatro - Ne Münasebet

Uzun zamandır izlediğim en iyi oyunu izledim bu akşam. Ha uzun zamandır tiyatro da izleyemiyordum onun yerine yakınıp duruyordum o da ayrı. Bu hafta şeytanın bacağını kırmaya baya niyetliydim. Zira çok iyi bir seçimle bu bacağı kırdığıma inanıyorum (:

E.S.E.K. (Espri Standartları Enstitüsü Kurumu) J.R. adlı bir grubun oyununu izledim Emre ile. "Ne Münasebet" adındaki oyunda "İlişkiler hakkında bir takım çelişkiler" söylemiyle daha çok kadın erkek arasındaki ilişleri esprili ve güncel bir şekilde ele almışlardı.

Oyunu ilk Biletix' de keşfettim açıkçası. Konu, Emre ile hemen ilgimizi çekti. Ardından hemen biletimizi ayırttım ben de. Bu akşam oyun için salonun dışında beklerken fark ettik ki gelen kişilerin çoğu oyuncuların arkadaşı, öyle olunca da daha amatör, öğrenci işi diye tabir edilebilecek bir oyun izleyeceğimizi düşünmüştük. (Kabul ediyorum benim biraz hadsizliğim var. Bilet alıyorsun insan araştırıp bakmaz mı ne izleyeceğim diye, değil mi? Ama o kadar yoğun ki iş bilet aldığıma şükrediyorum.) Oysa sahnede o kadar göz doldurucu bir performans ile karşılaştık ki. Tabi ilk oyunda bazı oturmayan noktalar vs. vardı ama sahne aşkı işte illaki heyecanlanıyordur insan.

Bizim oyunda en sevdiğimiz noktalardan bir tanesi de güncel noktalardır. Uçan Selim reklam filmine hemen bir gönderme yapılmış vee hiç beklemediğimiz anda canlı canlı bir uçan Selim izledik özellikle bu çok iyi düşünülmüş ve tam da güncelken "cuk" oturmuş oyuna. Bunun dışında oyunda doğaçlama yapılırken ya da seyirciyi de oyunun içine dahil etme noktaları Çok Güzel Hareketlerdeki gibi abartılmadan, işi amacından saptırtmadan öyle tatlı verildi ki en çok da bu tavırlarını sevdim. Araştırdığım kadarıyla oyuncuların bir çoğu da MSM' de filan eğitim almışlar.

Nerede oynanıyor dersen eğer, Afife Jale Ortaköy Sahnesinde izledim ben. Ancak anladığım kadarıyla farklı sahnelerde oyunlarını sergiliyorlar. Bu arada oyun saat 21:00' de başladı. 23:30 civarı bitti. 2,5 saat boyunca inanılmaz bir performans, hiç düşmeden hiç dikkati dağıtmadan kahkaha dolu, keyifli bir oyun izledim. Ücreti inanılmaz uygun öğrenci 10 TL tam 20 TL. Böyle tiyatro gruplarına destek olmak istiyorsanız, tiyatroları yaşatalım, YAŞASIN bağımsız tiyatro grupları diyorsanız E.S.E.K. J.R.' ı mutlaka izleyin. Hepsi gencecik muhteşem insanlar tahminimce :D Kendileriyle tanışmayı pek isterdim ama oyun malum biraz geç bitince hemencecik ayrıldık.

Bugün size bu oyunu anlatmayı istedim. Çünkü hem ben çok keyif aldım sizin de alabileceğinizi düşünüyorum hem de böyle genç bir ekibi blogumda yazarak az da olsa onlara bir katkım olsun istiyorum. Ne yazıkki oyunla ilgili fotoğrafa ulaşamadım ama Facebook sayfalarına ulaştım. Buradan detaylara ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum.

Not: Oyunculardan birinden aldığım bilgiye göre benim yukarı bahsettiğim gibi gelenlerin çoğu arkadaşları değilmiş. Muhtemelen kendilerine küçük bir takipçi kitlesi yapmışlar şimdiden :D

İyi geceler herkese...

Betül KARA

01:00
17 Şubat 2011, Perşembe

19 Ocak 2011 Çarşamba

Bir Keresinde..

Bir keresinde çok kırıldım,
Hüzün döküldü yerlere..
Basmamak için üzerine,
Adımlarımı dikkatli attım..

Bir keresinde nefret ettim,
Öfke çöktü gökyüzüne..
Kötülük yapamam diye,
Nefes almaktan vazgeçtim..

İnince en derinlere,
Fazladan bile çok sevmekti,
Kötü hissetmelerin sebebi..
Ama sen gittin ya bir keresinde,
Her şeyi bilen ben,
Ne yapacağını bilmez halde,
Sensizliğe tutunamadığından,
Çökmüş bir harabe..

Oğuzhan Ontürk


Canım Ozzyciğimi uzun zamandır göremiyorum. Yaklaşık olarak Taksim'deki Mano kapandığından beri diyebilirim. Kendisiyle Facebook'ta şiirlerini paylaştıkça iletişim kurar oldum. Ne kadar kötü bir arkadaşım tanrım. Bu paylaştığım ise son şiiri. Sizin de beğeneceğinizi umduğum tüm şiirlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Mutlu Günler...

Betül KARA
10:40, Çarşamba
19 Ocak 11
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...