5 Mayıs 2011 Perşembe

Bu gece Hıdırellez!

Çocukluğumdan beri Hıdırellez kelimesini duyduğumda içimi bir sevinç kaplar. Kış mevsiminin son bulup baharın, yazın gelmesine sevinirmiş eski çağlardan beri insanlar. Kış sanki ölü toprağının üstümüze atıldığı bir dönem gibidir. Herkesler sakin ve içine yöneliktir genelde. Baharla birlikte tıpkı doğanın canlamaya başlaması gibi biz insanlarda da bir canlanma şen olma hali var olur.

Yemedim içmedim (!) sizin için araştırdım, nedir bu Hıdırellez?

Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdrellez Günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır.Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.


Yukarıdaki metni buradan aldım. Her ne kadar yakın çoğrafya tarafından kutlanıldığı belirtilse de Hıdırellez daha çok biz Türkler tarafından ve bir de tabi ki Balkanlarda kutlandığını biliyordum. Bu kısa Hıdırellez bilgilendirmemizin ardından "peki bu gece ne yapmalı?" yı konuşmak lazım sanırım (:

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev,bağ-bahçe,araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.
Uludağ sözlüğe göre mesela "... gül agacının yakınlarına olmasını istediginiz birşey cizin.eger sabah uyandıgınızda üzeri ıslaksa dileginiz gercekleşecektir." bunu da deneyebilirsiniz.






Benim bildiğim ise; bir kağıda dileklerinizi yazıyorsunuz. Bunu bir gül dalına bağlıyorsunuz. Eğer dileğiniz sabah yere düşerse kabul olacaktır. Bunun bir de gül ağacının toprağına gömüp dileklerin gerçekleşmesini bekleme versiyonu var tabi. Bunun dışında bir seçeneğiniz var ki o da: dileklerinizi yine bir kağıda yazıp bunu akarsuya yani kapalı olmayan su birikintisine atarak dileğin gerçekleşmesini bekemek yönünde (:

Bugün yazmanın en büyük sebebi aslında sizinle şu güzelim Hıdırellez Duasını paylaşmaktı. Hepimizin mutlu olacağı, dileklerin kabul olacağı yeni bir yıl dönümüne Merhabalar olsun mu efendim! (:



"Bugün Hıdrellez....

Tüm dilekleriniz gerçek olsun....:)

Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil...

Sağlığı iyi olsun. Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın. Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.

Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun.

Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın.

Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın.

O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun.

Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun.

Kurumasın.

Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.

Neşesi bol olsun. Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin.

Değiştirmek istedikleri değişsin. İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun.

Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin.

Birşey ona sürpriz olsun. Günlerinden birgünü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.

Bir hayali gerçek olsun. Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.

Bu duayı okusun.

Kendi sesiyle duysun.

Duası gerçek olsun.

Her kelimesine şükretsin.

Tek satırına nazar değmesin.

Amin :)"



Amma uzun yazı oldu be (:


Betül KARA

5 Mayıs 11

3 Mayıs 2011 Salı

Kimsesiz Hiç Kimse Yok


II.Mehmet</p><p>Fatih Sultan Mehmet
Hiç kimse yok kimsesiz
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım
Ey kimsesizler kimsesi

Kimse aradığım yollarda
Kimsesizlik kimsem oldu
Dinsin artık hicranın cana
Kimse aradığım yollar
Kimsesiz kimselerle doldu

Avnî (Fatih Sultan Mehmet)

İstanbul'un Fatihi Sultan II. Mehmet'in vefatının 530. yılı.


Not: Şiirle ilgili bazı spekülasyonlar varmış. Twitter'dan bir takipçim uyardı. Şiir Fatih'e ait olmasa dahi ben kendisi anmış oldum. Bilgisi olan paylaşabilirse çok sevinirim.

29 Nisan 2011 Cuma

Ölüm Yadigarları

Harry Potter.

Şimdi ben serinin manyağı olduğumu söylediğimde bana bazı arkadaşlarım pislikmişim ya da ırkçı bir söylemde bulunmuşum filan gibi bakıyor. Oysa Harry Potter hayranlığını ancak bu seriyi okuyan bilir diye düşünüyorum ve büyük konuşmamak gerekir diyorum. Zira bunun için benim bu hayranlığa nasıl başladığıma dönmek gerekir.

Lise hazırlıktayım. Sınıftaki tüm arkadaşlarım çılgınlar gibi iki gruba ayrılmışlar. Harry Potter sevenler ve Yüzüklerin Efendisi severler olarak. Bense o dönemler klasik dünya edebiyatından başka bir şey okumayan bir insanım kendi halimde. Yüzüklerin Efendisi okuyanlara daha sempatiyle yaklaşmamla birlikte Harry Pottercılarla deyim yerindeyse dalga geçiyorum. "Çocuk musunuz siz?", "Bu ne arkadaşım, okunur mu bu kitap?" vs. vs. :D

Derken bir gün dayımın aldığı ve sonra bizde unuttuğu Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı vakit öldürmek maksadıyla, neymiş bakalım diye okumaya başladım. Başlayış o başlayış. Serinin 3. kitabını "Azkaban Tutsağı" _580 sayfa civarında olan kitabı_ meraktan bir günde bitirdim. Dördüncü kitabı 3 günde bitirdim ki çabuk bitmesin, çabuk bitince hayal kırıklığına uğruyorum sonra. Üniversite ikinci sınıfa kadar sürdü Harry Potter serisini okuma serüvenim.

Oda arkadaşım Ayşenur'la kazık kadar kızlar ortaokul-lise çocuklarının arasında filme gittiğimiz günü unutmam mümkün değil. (:

Neyse efendim gelelim sebeb-i yazımıza Harry Potter manyaklarını muhteşem bir final bekliyor. Şimdiye kadar izlediğim en iyi trailer film buydu zannedersem. Lafı uzatmadan, karşınızda Harry Potter ve Ölüm Yagidarları 2. bölüm, serinin final filmi...

24 Nisan 2011 Pazar

Mazi Kalbimde Bir Yaradır

Bu şarkıya bayılıyorum. Anlatılan hikayeyi resmen gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Şarkının bu hali yanlış bilmiyorsam eğer cumhuriyetin 75. kuruluş yılı için verilen konserde kayda alınmış. Devlet senfoni orkestrası ile Dilek Aktaşoğlu Türkan'ın muhteşem harmonisini sanırım göz ardı edemezsiniz.

Bu şarkının bu halini bilmeyenler için içimden geldi burada blogumda da paylaşmak istedim. Daha önce defalarca Facebook'ta paylaştığımı belirtmeme gerek yok sanırım (:





Ben de gönül çektim eskiden
Yandı hayatım bu sevgiden
Anladım ki bir aşka bedel
Gençliğimmiş elimden giden

Önünde ben geldim de dize
Yâr olmadı bu kimse bize
En nihâyet düşüp can verdim
Gözündeki yeşil denize

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazîn maceradır, onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa virân bir diyâr oldu

Mâzî kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarımdan karadır
Beni zaman zaman ağlatan
İşte bu hazîn hâtıradır

Ne göğsünde uyuttu beni
Ne bûseyle avuttu beni
Geçti ardından uzun yıllar
O kadın da unuttu beni

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazîn maceradır, onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa virân bir diyâr oldu...

Betül
17:53,
24 Nisan 10, Pazar

23 Nisan 2011 Cumartesi

Sevinin Küçükler, Övünün Büyükler...

Merhabalarrrrr,

Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan. (:

Bugün blogumuz Arya' nın emrinde! "23 Nisan'da Bloglar Çocukların" projesi; UNICEF ve TOHUM OTİZM sponsorluğunda, H&M ve TÜRK TELEKOM katkılarıyla bu yıl üçüncüsü düzenleniyor. Ben geçen sene de bu sevimli hareket içinde yer almıştım. Geçen sene Tohum Otizm Vakfı'ndan gelmişti blogumun 23 Nisan sahibi. 

Bu seneki blogumun sahibi 5 yaşında olan Arya, UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” resim yarışmasına katıldığı resmiyle bana ulaştı.

Bu harekete katkılarından dolayı H&M ve Türk Telekoma da teşekkürler. H&M, 23 Nisan günü çocuklara devredilen her blog için, yardıma muhtaç çocuklara toplamda 1000 adet kıyafet bağışlıyor. Türk Telekom, bilgisayar ihtiyacı olan çeşitli okullara 10 adet PC bağışında bulunacak.

Lafı uzatmadan Arya'nın nefis çalışmasına bakalım bence...


Herkese neşe dolu bayramlar ve mutlu haftasonlarııııı (:

Arya adına,
Betül KARA
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...