22 Ekim 2010 Cuma

Gezgin: Paris' te...

Nereden esti iki yıl önceki gezimi anlatmak bilmiyorum. Bildiğim şu bugünlerde çok özlediğim öğrenciyken aylak aylak dolaşmayı. Bugün size Erasmus gezilerimden Paris' i anlatacağım. Ne yalan söyleyeyim ilk etapta pek aşık olmadım bu şehre. İstanbul daha güzel dedim durdum gezi boyunca :D Ama sonra sonra tadını almaya başladım şehrin. 


Bir kere Paris, daha sokaklarında gezerken veriyor size kendine has tadını. Düzenli ve sakin sokaklar, tarih kokan binalar, anıtlar, meydanlar… 
Bastil meydanından geçerken sanki karşınıza çıkıverecek; Jan Valjean ya da Cosette süslü eteğini sürüyerek Arnavut taşlı sokakların birinden.


Geceleri soğuk ama dingindi. Eiffel’e çıkıyor sanki her sokak. Ya da bizim gönlümüz Eiffel'i istiyordu durmadan. Daha hostele geldiğimiz ilk gece kalktık gittik. Gecenin rengi üşütürken Eiffel’in âşıklara özel yapıldığını düşündüğüm ışığı sizin de içinizi ısıtabiliyor. Dünya üzerinde başka bir metal yığını var mıdır ki insanı böyle etkilesin ihtişamıyla?  Ah bir de sevgilinin koynu olacaktı bu ışık huzmeleri seyrederken.


Fransa, Paris, Fransızca, şarap ya da peynir ne derseniz bana Fransızlara özgü ilk aklıma gelecek olan şeylerden biri Sefiller romanı ve bayıldığım romancı Victor Hugo'dur. Elimdeki haritada Mansion de Victor Hugo yazısını görmem yetti. Sürükledim Gülendam'ı da hemen. Evi çok güzeldi ve artık müze olarak kullanılıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam Bastille Meydanına yakın bir yerdeydi evi. Ve yine bir ara bizi gezdiren Türk dostlarımızın dediğine göre bu meydanda başlamış halkın ilk, ihtilal toplanmaları.




Gelin görün ki beni mest eden yer Monmarte' tı. Montmarte’ ın tepeden bakışı çiçek gibi açılan sokaklara, taa uzaktaki Eiffel’e göz kırpışı, güneşi kıskandırarak… O kadar canlıydı ki. İnsanlar sanki Monmarte' ta daha sıcak daha az Fransız (: Burada hayatımın en güzel crépesini yedim sanırım. Hala tadı aklımdan çıkmıyor. Ressamlar tepesi olarak biliniyor burası ve küçük meydanında bir sürü sanatçı var. Resimlerini yapmak isteyen. Bir tanesi neredeyse 20 avroya yapacaktı resmimi ama sonra düşündüm valize koyacağım, kırışacak filan, yaptırmadım. Tamam, kabul kötü bahane. Ne bileyim öğrencilikte gittik belki de param azalmıştı :D


Birçok müze gezdik hatırlamıyorum artık hangilerine gittik. O kadar çoklar ki bir daha gidersem tamamlayabilirim belki tüm müzeleri gezmeyi. Aklıma ilk gelenler Musée D'orsay ve tabiki Louvre. Musée D'orsay da, Rodin'in düşünen adam heykelinin orjinalini gördüm. Aslında minicik bir şey. Bizim bildiğimiz gibi kocaman değil. 


Sonra bir de Champs-élysées var. Daha önceki duyduklarımla da brileştirince hak veremedim diyemem. Bizim Bağdat Caddesi'nin daha genişçe bir hali denilebilir :D. 



Champs-élysées'ine gelen bu pozu verir illaki. Vermezsen ayıp oluyormuş :D

Bu Erasmus gezilerinin en zevkli yanı sanırım Hostel partileri oluyor. Biz de ayrılışımızdan bir gece önce o iğrenç pis ama gençlerin fink attığı Hostelimizde; indik bara, takıldık ekibe... Böyle sevimli insancıklarla tanıştık. Herkes gayet sıcaktı ve sempatikti. Bilemedim belki de Christmast gecesinin verdiği kardeşlik ruhuyla böyleydiler :D




Miskin kedilerin sırnaşarak yaklaşmaları, Fransız aşkını anlatma çabasından mı acaba? Tam da bir Fransız kadını ipince beline taktığı kemeriyle, yüksek ökçelerinin çıkardığı sese aldırmayarak süzülmesi Champs-élysées’ den sanki “o kadın” oydu. Paris sokaklarındaki o kadınların dünya yıkılsa umursamayacak halini hiç unutmuyorum. Bir de giyimlerini. Ah, modayla zerre alakası olmayan burada bu kadınları görünce moda müptelası olabilir. En çok sevdiğim şey herkes kendi modasını yaratıyor. Her kadının ayrı bir havası hali var bu şehirde.


Bir kadeh şarap, biraz sanat, bir dilim Fransız peyniri, biraz tarih, biraz Paris...
Biraz Fransız öpücüğü...




Betül KARA
22:34
21 Ekim10, Perşembe

15 Ekim 2010 Cuma

"Chanel Sempatim"

Merhaba Cicişlerim,

Friendfeed'te bir gelenek vardır. İnsanlar takipçileri belirli sayılara ulaşınca bazı kullanıcılarına hediyeler verirler. 100. 200. atıyorum 500. üyelerine...
Ben de 900. üyeme bir hediye vermek istedim. 900. üyeme blogumda yazı yazmayı hediye ettim. O da seve seve kabul etti. Şansa bakın ki o da Betülmüş (: benden daha ziyade moda üzerine yazıyormuş. Ve bayıldığım bir markayı yazmak istedi. Modaya bayılıyorum aslında ama blogumda pek yer vermedim şimdiye kadar. Bakarsınız belki beni de ısıtır bu yazı ha? İşte Betül'ün nam-ı diğer "modakolik" in benim için özel hazırladığı yazısı.


Coco Chanel, 19 Ağustos 1883 tarihinde Fransa’da Saumur/Maineet-Loire’ da “Gabrielle Bonheur Chanel” ismiyle dünyaya geldi. Lise öğreniminin ardından bir terzi atölyesinde yardımcı olarak çalışan ve bunun yanında şarkıcılığı da deneyen Chanel, imzasında kullandığı “Coco” lakabını da söylediği şarkıların birinden aldı.Varlıklı bir subay olan Etienne Balsan ile tanışmasıyla birlikte Paris sosyetesine giren Chanel, kendi kreasyonu olan şapkalarla dikkat çekti.



Başkaları ile karıştırılamayacak kadar tarz sahibi olan kreasyonlar yaratan Chanel, büyük başarısı sayesinde 1914’te Deauville/ Normandiya’da kendi butiğini açtı. Coco Chanel, 1917 yılında yanında 300’den fazla terzi çalıştırıyordu. 1919'da Paris’te bir moda salonu açtı. Giderek servet sahibi olan Chanel, parfüm ve kozmetik işine girdi.

Ernest Beaux’ya sipariş ettiği “Chanel No.5”, zamanla dünyanın en ünlü parfümü haline geldi. “5” rakamının uğuruna inanan ve koleksiyonlarını “5 Şubat” ve “5 Ağustos” günlerinde sergileyen Chanel, parfümüne de bu inanışın sonucu olarak “No: 5” ismini verdi.



Vee.. Coco chanel'in yarattığı bu büyük ve tarz sahibi markanın bende yeri ayrıdır. Modayı takip etmeye başladığım günden beri Chanel'e karşı gittikçe büyüyen bir sempatim oluştu. Tabiki beğendiğim bir çok marka var fakat chanel yapmışsa mutlaka güzeldir demekten de kendimi alıkoyamıyorum. Şatafatlı ve sıradışı defilelerini, seçtiği mankenlerin markayı zarif bir şekilde taşımasını ve hiçbir zaman çizgisini kaybetmemesini seviyorum!



Markanın her zaman ön planda olmasından mıdır, yoksa hem dinamik ama aynı zamanda da eskilere götüren havasındanmıdır bilemiyorum chanel sevgim gittikçe büyüyor. Sürekli kendini yenileyen, zamanın trendlerinden asla geri kalmayan aynı zamanda da 50 ve 60' ların modasından vazgeçmeyen, koleksiyonunda birkaç parçasında bile olsa o havayı bize hissettiren bir marka. Ne diyebilirim ki Chanel'i seviyorum.. :)




--
beTuL (modakolik)

29 Eylül 2010 Çarşamba

Ödüllü Kavşak Filmi Ön Gösterimi

Dün Kavşak filminin galasındaydım. Uzun zamandır izlediklerim arasında en beğendiğim Türk Filmi oldu. Zira Uluslararası Film Festivali Altın Koza'dan da en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi umut vaad eden erkek oyuncu ve en iyi müzik kategorilerinde 4 ödülle dönmüş bir filmdi.

Sezin Akbaşoğulları' nı taa  Beyaz Gelincik dizisinden beri bilirim ve çok severim. Dün çok kısa bir sohbet etme şansımızda da oldu. Daha da güzelleşmiş sanki. Oyunculuğu ise yine Sezin gibiydi. Ama Arzu'nun (filmdeki karakteri) varlığını hissettiriyordu.

Güven Kıraç ise tam bir harikaydı. Otobüste işine giderken ki hallerinde filmde oynadığı karakterini bana yaşattı resmen. Hani bazen öylece otobüste giderken birileriyle göz göze gelirsiniz ya da bazı insanlar gözünüze takılır sebepsiz. Hiçbir fikriniz yoktur aklından neler geçiyor derdi mi var sıkıntısı mı? İşte tam olarak böyle düşündüm. Ne hayatlar var aslında anlam vermediğimiz o bakışların gerisinde.


Kavşak izlenilmesi gereken bir film. Tavsiye ediyorum izleyin (:

Gala'ya dönecek olursak eğer birçok ünlü isim oradaydı. Bir kere Cem Yılmaz hemen yanımızdaydı, çok sevindim onu bu kadar yakından gördüğüm için. Murat Eker, Ceyda Düvenci ve daha bir çoğu galadaydı. Ve tabi ki biz

social media team hazır ve nazır oradaydık :D

Betül KARA
13:22
29 Eylül 10, Çarşamba

6 Eylül 2010 Pazartesi

Bu anayasa paketi ile R.T.E. Jay Leno'ya çıkacak mı ? Hayır. O zaman hayır! (:


Merhaba,

Malum "HAYIR" demeye az zamanımız kaldı. Bugün sizlere eski komşum Serdar'ın referanduma esprili bir şekilde yaklaştığı "neden HAYIR?" kampanyasından örnekler sunacağım. Kendisi her gün yeni bir hayır nedenini yaklaşık olarak 1 aydır facebook profili üzerinden paylaşıyor. İşte o "neden hayır?" lardan bir derleme :D


‎"Bu anayasa paketi ile Marmara Üniversitesi'nin not sistemi değişecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"

"Bu anayasa paketi ile ketçap mayonez olacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"



"Bu anayasa paketi ile apaçiler dans etmekten vazgeçecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"

‎"Bu anayasa paketi ile kırık kalpler durağında inecek var mı ? Hayır. O zaman hayır!"




‎"Bu anayasa paketi ile Efes kapaklarında bedava çıkacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile Alain Delon Sıla'nın tipi olacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"


‎"Bu anayasa paketi ile Yaban Nayır demekten vazgeçecek mi ? Hayır. O zaman nayır!"



"Bu anayasa paketi ile Fiat yeni model Murat 131 üretecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile Fiat Bis'ler büyüyünce tır olacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile Adriana Lima benimle evlenecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile bu ayakkabıyı giysem ya da şu ayakkabıyı giysem verecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile kızlar istenmeyen tüylerden tek seansta kurtulabilecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile 'burası İstanbul anne' diyen herkes her b*ku yiyebilir mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile Bebek'teki kızlar(l)a 3-5 tur atabilecek miyiz ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile R.T.E. Jay Leno'ya çıkacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile ağaçlardan kangal kangal sucuk çıkacak mı ? Hayır. O zaman hayır!"





‎"Bu anayasa paketi ile biriken Shop&Miles puanlarımızla akbil doldurabilecek miyiz ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile yurdum insanı Doğan görünümlü Şahin modifiyesinden vazgeçek mi ? Hayır. O zaman hayır!"



‎"Bu anayasa paketi ile Noel Baba, Noel Dede'liğe terfi edecek mi ? Hayır. O zaman hayır!"


‎"Bu anayasa paketi ile erkekler kadınları anlayabilecek mi ? Hayır ! O zaman hayır."



"Bu anayasa paketi ile paranın satın alamayacağı şeyler için Lidyalılar başka birşey bulabilecek mi ? Hayır ! O zaman hayir. "

"Bu anayasa paketi ile mağdur öğrenciler DGS'den bi hayır görecek mi ? Hayır ! O zaman hayır."





"Bu anayasa paketi ile ahali çatal gösteren kıyafet giymekten vazgeçek mi ? Hayır ! O zaman hayır."



‎"Bu anayasa paketi'ne benim ev eşyaları sığar mı ? Hayır ! O zaman hayır."



‎"Bu anayasa paketi ile Ray-Ban kaynak gözlüğü üretecek mi ? Hayır! O zaman hayır."



"Bu anayasa paketi ile KNORR Okul Harcı çıkaracak mı ? Hayır! O zaman hayır."


Serdar, dur durak bilmiyor o dönemde ne dikkati çektiyse hemen hemen hepsiyle ilgili bir hayır sebebi bulabiliyor. Ve ben de onun bu sebeplerini her gün duvarımda görmekten büyük bir keyif duyuyorum. 12 Eylül' ün ülkemiz için "hayırlı" lı geçmesi temennimle...

Görüşürüz...

Betül KARA
13:00
6 Eylül 2010, Pazartesi

3 Eylül 2010 Cuma

İlk Hayat Deneyimi

Epey zamandır bir şey yazmıyordum. Bunun birkaç sebebi var. 2 haftalık extra Adana tatili, hâlâ yeni bir laptop alamayışım, laptop almış olsam da evdeki internetin süresinin bitmiş olması gibi pek çok nedeni sıralayabilirim mazaret olarak. Bu ise bir teşekkür yazısıdır. Bugün yeni işimdeki ilk haftam bitiyor. Birçoğunuz bu haberi çarşamba günü öğrendiniz. Herkes şaşırıyor. Çünkü biliyorum ki eski işimle o kadar özleştirilmiştim. O yüzden bu şaşkınlık doğal geliyor bana.




28 Eylül 2009, Evimizinherşeyi.com' da iş yaşamıma adım attım. İyi ki de böyle bir başlangıç yaptım. Birçoğumuz öğrenciyken kurumsal büyük şirketlerde çalışmak isteriz. Oysa büyük kurumsal şirketlerde örgüt içinde kaybolursunuz. Sorumluluk alabilmeniz küçük şirketlerdeki gibi kolay değildir. Çekişmeler, kıskançlıklar da cabasıdır. Ben Evimizinherşeyi.com da yeni mezun olmama rağmen çok fazla insiyatif alabildim. İnsanları yönetmek nasıldır bunu gördüm. Ve internetin başarılı girişimlerinden olan bu projenin yatırım alma aşamasına da şahitlik ettim. Nasıl toplantı alınır, nasıl sunum hazırlanır, nasıl satış yapılır, satış sonrası süreçler, sözleşme, ekip çalışması, patron-çalışan ilişkisi hemen birçok şeyi burada öğrendim. Tabiki bir daha yapmam dediklerim var ve iyi yapmışım dediklerim.


Burada çok güzel bir ekiple çalıştık her zaman. Herkes şirket için düşüncelerini rahatlıkla paylaşabiliyordu. İşte bu çalışma şeklimizden sebeple Evimizinherşeyi benim için çalıştığım şirketten çok daha ötesi oldu. Sadece kendi bölümüm departmanım için değil tüm site için neler yapılabilir hepsine kafa yordum. Bunu yaparken de çok keyif aldım ki öğrendiklerimi saymıyorum bile. Ve burada nefis arkadaşlar edindim. İş arkadaşlıklarından ötesini kurduğum birbirinden muhteşem insanlarla tanıştım.

Editörlerimizden sevgili Nazlı Ülker' e, sevgili Aslı Kanay' a biricik arkadaşım Elif Durmaz' a, aynı zamanda ev arkadaşım da olan Eda Sivas'a; E-ticaret sorumlusu arkadaşımlarımdan Şevki Argalıoğlu' na, Erdem Üst' e, Özer Soner Güngören'e, İnci Beyenirsoy' a, Eray Soysal' a; benimle birlikte toplantılara katılan sevgili Aslıhan Ağralı' ya; 10 aylık çalışma sürem boyunca yardımlarını esirgemeyen sevgili stajyerlerimiz Batuhan Dalcı ve Cansu Dengey' e; Evimizinherşeyi.com' daki çalışmalarımı her zaman takdir eden Sevgili Müge ve Turgay Ağralı' ya son olarak ilk iş deneyimimde patrondan ziyade bana öğretmenlik yapan, mentor gibi yol gösteren ve hepsinden ötesi ailesinden biriymişim gibi benimle yakınlık kuran Sevgili Aslı Gökdere' ye çok teşekkür ediyorum.




Betül KARA

13:21
3 Eylül 2010, Cuma
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...