young guns süreci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
young guns süreci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2010 Pazartesi

Eskişehir'de Marketing Anadolu'yla Haftasonu



Yazı bu kadar gecikmeyecekti aslında ama yaklaşık olarak 2 saattir aynı videoyu yüklemeye çalışıyorum ama ne yazıkki beceremedim. Artık linkini vereceğim onunla yetineceğiz.(Bknz: video için buraya tıklayınız) Geçtiğimiz hafta sonu çocuklar gibi şendim. Eh fotoğraf anlatıyordur heralde. Öğrenci gibi hissettim kendimi yeniden. Çok güzel bir organizasyona dahil oldum. Kampüste Marketing gördüm ben.

20-21 Mart günleri Eskişehir Anadolu Üniversitesi Marketing Anadolu Kulübü'nün 5. sini

düzenlediği "Kampüste Marketing '10" organizasyonundaydım. Young Guns 1.1 sürecini hepinizle paylaşmıştım. Orada tanışıp hepsini pek sevdiğim genç arkadaşlarım davet etmişti bundan 1 hafta önce beni. Olur mu olmaz mı, toplantı ertelenir mi ertelenmez mi, gitsem mi ki ne yaparım ki sıkılır mıyım ki gibi oldukça saçma sorularla kafamı meşgul ettikten sonra, cuma günü Eskişehir'e gitmeye karar verdim. Hem zaten Eskişehir'e daha önce gitmemiştim hiç ve bu da benim için çok güzel bir fırsat olacaktı.

Çok keyifli bir hafta sonu geçirdim. Anadolu Üniversitesi'nin bu kadar misafirperver öğrencileri olduğunu bilmiyordum doğrusu. O kadar ki misafirperverlikleri daha cuma günü İstanbul'dan telefonla onları aramamdan başlıyor. Tren garından aldılar, kampüse götürdüler, aç olduğumu düşünüp bir kahve ve kekle gönlümü daha ilk saatlerden fethettiler. Burada sevgili Taygun Taşdemiroğlu ve Burak Erpehlivan ile sohbet ettik bir süre. Ben de eski kulüpçülerden olduğum için çok keyifli bir sohbetti tabiki bu da. Marmara Community olarak son iki senedir düzenlediğimiz Thinker&Talker Kamp '08 ve '09 organizasyonlarından bahsettim. Meğersem bizi takip ediyorlarmış. Kulübümüze övgüler yağdırdılar, eh ben de pek bir gururlandım. Ancak asıl gururlanması gereken birileri varsa onlar da şüphesiz bu güzel organizasyonu düzenleyen Marketing Anadolu 'nun sevgili üyeleridir.


Anadoluda bir üniversite olmanın zorluğunu yaşıyor onlar da birçokları gibi. Ama oturup kalmamışlar. Ve 5. keredir bu organizasyonu düzenliyorlar. Tek yaptıkları bu değil. Bir de Sıfırın Altında Marketing diye bir organizasyonları varmış çok methini duydum. Yine o organizasyona da bu sene Uğur Özmen, Devletşah Özcan, Alemşah Öztürk, Cüneyt Devrim, Pelin Ayan gibi isimler katılmış. Kampüste Marketing'in de o organizasyondan eksiği yoktu doğrusu. Sormayın ne konuşmacılar ne konuşmacılar... Araştırmacılar Derneği Başkanı Temel Aksoy'dan tutun Yüce Zerey'e sonra Levent Soygür'den Tuğçe Esener' e İstanbul'daki hemen her öğrenci organizasyonda görebileceğiniz isimler işte bu hafta sonu Kampüste Marketing için Eskişehir'deydi. Bu kadar ismin 4 saat geliş 4 saat gidiş 8 saatini ne için harcadığını anlamanız için o atmosferi yaşamanız gerekiyor açıkçası.



Tıkır tıkır işleyen bir program ve 550 kişinin sıkıntısını çözmek herkesin yapabileceği bir şey değil. Biliyorum çünkü ben de defalarca bu çaptaki etkinliklerin organizatörü olarak çalıştım. Tüm bunlar ancak takım olabilmiş gruplar tarafından başarıyla yapılabilecek bir şeydir. Onları bütün hafta sonu boyunca izledim, bir çoğunu tanımadığım halde aralarına oturup sohbetlerine katıldım. Birçok şey çok tanıdıktı benim için. Hepsine tekrardan binlerce teşekkür ediyorum buradan. Bu takım ruhunu hiç kaybetmemelerini ümit ediyorum. Zira onların bu profosyonelliği "bir" olabilmek, başarmak, bazılarına neler yapabileceklerini göstermek tutkusundan geliyor biliyorum. Pazar günü kapanış yaparlarken eski başkanlardan Ogün Kayımoğlu'nun sözleri de tam olarak buna işaret ediyordu.


Bu güzel hafta sonunu yaşamama vesile olan öncelikle Young Guns 1.1 'de bu fikri aklıma sokan ve bana evini açan başta Emrah Şatıroğlu'na, Kübra Müge'ye, Ezgi Mutah'a, Ezgi Şah'a, Burak Evlice'ye, Erinç Aşıcıoğlu'na, Gülşah Göker'e ve tabiki Ebru Kotukoğlu'na (unuttuğum varsa çok özür dilerim)çoook teşekkür ediyorum. Cumartesi gecesi sayelerinde çok eğlendim. Bizi Eskişehir gençliğinin uğrak mekanlarından Up'ndown a götürdüler. Young Guns'ın eskileri (Sezen, Cenk, Mehmet, Pelin, Ferhat), yenileri; kaynaşa koklaşa çok güzel bir gece geçirdiler. Ben de aralarındaydım tabi yine. Ne yazıkki o geceden hiç fotoğraf yok elimde. Duyumlarıma göre Sezen'de geceyle ilgili tehlikeli fotoğraflar varmış (: Marketing Anadolu'dan ise başta Burak Erpehlivan'a, Taygun Taşdemiroğlu'na, Şafak Saygılı'ya, Murat Büyükgümüş'e Ufuk Satış'a ve ismini sayamadığım tüm Marketing Anadolu üyelerine çok çok çok teşekkür ediyorum.

Bir şey itiraf etmem gerekiyor burada. Açıkçası 2007 Mayıs'tan 2008 Mayıs'a kadar bir yıl boyunca çıkarabilmek için büyük uğraşlar verdiğimiz Thinker&Talker Kamp'08 i gerçekleştirdikten sonra Marmara Community'e rakip görmüyordum. Taa ki Marketing Anadolu'yla tanışana kadar. Uğur Hocam' dan organizasyonla ilgili duyduğum yorum şuydu. "Birçok organizasyona katıldım hem Türkiye çapında hem de dünya çapında. Bu çocuklar benim için ilk beşteler."

Kıskandım sizi arkadaşlar.

Bu ruhunuz umarım hiç bitmez.


Betül KARA

23:26
22 Mart 2010, Pazartesi

14 Mart 2010 Pazar

Young Guns 1.1 Atölye Süreci- orada neler oldu?

Bu yaptığım şeyi çok önce Uğur Hocamla konuşmuştuk. Aslında yapmak istediğimizi de tam yapamadım. Buradaki süreçten an be an fotoğrafladığım görüntülerle sizlere ulaştırmak istiyordum. Ama şimdi bakınca böyle de farklı güzel olmuş bence.

Öğleden sonra iki sularında geldiğim Project House'da atölye sürecine katılmaya hak kazanmış gençlerle bilikte yedim, içtim; konuştum, tartıştım; fikirlerini, kampanyalarını dinledim. Pek çok güzel fikir duydum. Birçokları çöp oldu birçokları da ben bu satırları yazarken sunum için ürün haline gelmeye hazırlanıyor :) Elimden geldiğince bu süreci sizler için fotoğrafladım. Onunla da yetinmedim bu fotoğraflara bazen espirilerle küçük dokunuşlar yaptım. Bakalım neler yaşanmış neler olmuş? (Fotoğrafların üstüne tıklayarak yazıları daha net okuyabilirsiniz.)

Şule Hoca ve İpek Hanım'a kıl payı yetiştim. Ben geldiğim sıralarda masa masa dolaşıp ekiplerle küçük toplantıcıklar yapıyorlardı.


İlk Young Guns atölye sürecini yaşayan arkadaşlar da geldiler ve deneyimlerini şimdi ter dökenlerle paylaştılar.

Bu sigara araları daha fazla kaynaşmanın yaşandığı, her dışarıya çıkıldığında asansör ve ofis arasında mekik dokunurken yeni fikirlerin bulunduğu ve bazı fikirlerin de çöpe atıldığı seanslar haline geldi.

Cenk, Young Guns'ın seçilen ilk ekibinden. Kendisini şuradan hatırlayabilirsiniz. Ajanstan adayları ziyaret eden ilk isim Cenk oldu. Tüm geceyi de onlarla birlikte geçirdi, ilerleyen fotoğraflarda kendisinin farklı yüzlerini de göreceksiniz (:


İşte bir ekipten görüntü. Sürekli masa başında fikirler üretmekten bunalan gençler zaman zaman çalışma alanlarını değiştirdiler ve benim de karşıma böyle bir kare çıktı.

Akşama doğru 17:00 sularında ilkinde olduğu gibi yine bloggerlar atölye sürecini ziyaret etti. Cihan ve Seviye Kaloğlu çiftiyle birlikte Elif Evren Kuyu ve eski Young Guns adaylarından Tuba Tırın da bizlerle birlikteydi.

Eski Young Guns adayları hiçbir desteği esirgemedi ve akşam saatlerine kadar tüyolarıyla yeni adayların yanlarında olduklarını da gösterdiler.

Süreç boyunca Uğur Özmen, Cüneyt Devrim, Sets Turan, Young Guns Cenk ve Mehmet ve naçizane bendeniz tüm ekiplerle zaman zaman oturup fikirleri hakkında konuştuk. Yukarıdaki kare bu gezintilerden birini temsil etmekle beraber diyaloglar tamamen benim hayal ürünümdür (:

Haliyle bir de akşam yemeğimiz vardı. Karnımızı doyurduk, akıllar yeniden çalışmaya başladı. Vakit kaybetmeden işe koyulduk.

Maşallah diyorum. Hem Türkiye'nin farklı şehirlerinden ilk 24' e girip burada tüm süreç boyunca canla başla çalışıp bir şeyler üretmeye çalışan arkadaşlara hem de onlara bu fırsatı sağlayıp desteklendiklerini gösteren, onlara sizin yaptığınız şeylerin de farkındayız mesajını veren böyle bir projeyi hayata geçiren Project House ve Uğur Hocamıza...


Süreç boyunca yanlarında olduğum için samimiyetle söyleyebilirim ki tüm gruplar durmadan çalıştılar. Yazdılar, çizdiler, sordular ve hiç durmadılar. Çalıştılar çok çalıştılar.

Akşam altı olduğunda akşam yemeğimiz hazırdı ama gelin görün ki gece yarısını bulduğunda saatimiz acıktık. Tabi hiç kolay değildi, arkadaşlar sabaha kadar çalışacağı için gece yemeğimiz için köfte ekmekler imdadımıza yetişti.

Sanırım yorum yapamayacağım :D


Saatler gece yarısını vurduğunda, karınlar da doymuştu artık. Saatlerce durmadan yaratıcı fikir bulmaya çalışan arkadaşlarımızda zaman zaman kısır döngüye mahkum kaldılar. İşte bu noktada imdatlarına Cüneyt Devrim yetişti ve briefleriyle de alakalı birkaç video ile algılarının açılmasını sağladı.
Temel fikirlerini oluşturan arkadaşlar ara sırada diğer gruplarla iletişim kurmayı da ihmal etmediler. Zaman zaman birbirlerine teknik ekipman desteğinde bulundular. Evet gördüğünüz gibi rakip de olsalar yardımlaşmayı seven bir genç kitle ile karşı karşıyayız. Bu fair play ruhunu bizlere yaşattıkları için tüm Young Guns 1.1 adaylarına teşekkürü borç biliyorum.

Uğur Hocamızdan her fırsatta dinlediğimiz iş hayatından hikayelerini altın öğütler niteliğinde aklımıza kazıdık.

Gecenin artık 3'ü tabi ki fikirler oturdu, kampanya çerçevesi çizildi artık görselliği konuşturmanın zamanı geldi. Hemen hemen tüm gruplar bu saatlerde artık sunumları için ter dökmeye başlamıştı.

Reklamcı da olsak, gecenin geç saatlerine kadar ayakta da kalsak güzelliğimizin önünüze hiçbir şey geçmedi zaman zaman (: İşte bir önceki fotoğraftaki arkadaşların ekibinin geri kalan kısmı. Hem çalışıyorlar hem de güzelleşiyorlar...

Acar magazin blogcunuz bendeniz, ispinyoncu oldum. Elimde belgelerle kimi ekiplerin aslında ne işler yaptıklarını ilgili merciilerle paylaştım :D

Sıkı durun sırada kurban serimin ikincisinde (birinci kurban ilginç bir şekilde fotoğrafını kaldırmamı istedi, yine sansüre uğradık anlayacağınız.) sürpriz bir isim var.


Tanıdınız mı? Kimseye bu konuda acımadım. Çektim fotoğraflarını :D

Son kurbanla birlikte Young Guns 1.1 sürecinden izlenimlerimi okudunuz. Neden böyle enteresan bir şekilde kestin bu fotoğrafları diyebilirsiniz belki ama eh bendeki de bünye altıya kadar dayanabildim. kırk beş dakikalık bir kestirmeden sonra size bunları yazmak için tekrardan bilgisayar başına geçtim. Ümit ediyorum ki o kestirmede birilerinin eline koz vermemişimdir.

Atölye sürecini bu şekilde takip etmek zor olmakla birlikte yaşanılması gereken bir deneyim olarak görüyorum. Bu projenin ilk çıktığı günden beri tekrarladığım şeyi yineliyorum. Öğrenciyken böyle bir fırsatım olmalıydı ve böyle bir mentorla böyle bir ajansın bir parçası olarak çalışma şansım olmalıydı. Yapabileceklerimi tahmin edemezdiniz sanırım. Bir kere yapmışlığım var ondan söylüyorum. Onu da başka bir yazıda yazarım artık. Burası çok uzun oldu.

Lütfen bana okurken kızmayın sayfanın bu uzunluğundan dolayı. Ama size bu güzel ortamı ancak fotoğraflandırarak anlatırdım. Hani derler ya anlatılmaz yaşanır diye. Tam o cinsten.

Ben tam olarak bu cümleyi kurarken sunumlarını teslim etmek için iki saat 32 dk.ları kaldı. Hepsine şimdiden Eskişehir'de 550 kişinin önünde yapacakları sunumda başarılar diliyorum. Bazıları Young Guns olacak bazıları olamayacak belki ama bu 30 saati hiçbir zaman unutmayacaklar ve bu süreçten birçok şey öğrenerek ayrılmış olacaklar...

Betül KARA

11:42, 14 Mart 10/Pazar
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...