Son birkaç gündür tutkum Polyvore. Açıkçası bu platforma üye olalı 3 yıl olmuş. Olmuş diyorum çünkü sonradan fark ettim desem ne dersiniz :/. Polyvore moda bloggerları arasında senelerce çok popüler olsa da benim gibi ana konu modayla ilgilenmeyen ama kıyafetleri ve giyinmeyi seven insanlar için son zamanlarda oldukça popüler oldu.
Dilediğiniz gibi birçok kombini yapacağınız bu sistemde aslında kıyafetlerinizi nasıl daha uygun değerlendirebileceğinize karar verebiliyorsunuz. Bir ayakkabıyı, bir elbiseyi birçok farklı kombinle nasıl kullanabilirsiniz onu deneyerek görebiliyorsunuz.
KadınımMutlutum.com için kullandığım hesap ile yaptığım kombinlerden bazıları aşağıda. Tamamına bakmak için şurayı ziyaret edebilirsiniz.
19 Ağustos 2012 Pazar
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Nefretle Lanetlenen Bir Ülke: Türkiye
Hiç bu kadar birbirimizden nefret etmemiştik sanırım. Laik'i dincisinden, dincisi dincisinden, Türk kendinden hiç bu kadar nefret etmemişti.
Birkaç gündür Ziya Öztan' ın yönettiği Turgut Özakman'ın senoryasını yazdığı TRT 1994 yapımı Kurtuluş belgesel filmini izliyordum. Bugün bitirdim. (İzlemek isteyenler için: [1][2][3][4][5][6] bölümler halinde linkledim.) Şu Çılgın Türkler' i okuyanlar bilir. Kahramanlık ve fedekarlıklarla dolu bir anlatım vardır, hikayeler insanın milliyetçi duygularını ayağa kaldırır. Seveni de var sevmeyeni de. Demek istediğim aklını yitimeden okuyan insan az çok fikir edinir o günlerle ilgili. Öyle bir savaş ortamındaki iki düşman ülkenin arasındaki ilişki inanın şu an kendi ülkemizde kendi vatandaşımızın arasında yok.
Ne günler Ya Rabb, ne günler.
Türkiye' deyken de gazete okumayı bırakmıştım. Resmen okuduğum her gün binlerce nefret haberinden dolayı. Şimdi de Twitter' ı açmaya korkuyorum. Herkes sinirli, herkes küskün herkes birbirine düşman.
Hep diyoruz ya birileri bir gün gelecek (Atatürk gibi biri gelecek bir gün diyenler var ya en gerici dinciden bile gerici bir düşünce olmakla birlikte evet var bunu söyleyen Kemalistler) Birilerini beklemek niye? Bugün ne yapabilirsek şu an biz yapabiliriz.
Ben yapabilirim.
Sen yapabilirsin.
O yapabilir.
Sonra biz yapabiliriz, siz yapabilirsiniz bir gün gelir onlar da yapabilir.
Yeterki aklı yitirmeyelim, saygıyı hiç bitirmeyelim aramızda!
Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir... Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Şu lafı anlayabiliyorsanız bu iş olur.
Birkaç gündür Ziya Öztan' ın yönettiği Turgut Özakman'ın senoryasını yazdığı TRT 1994 yapımı Kurtuluş belgesel filmini izliyordum. Bugün bitirdim. (İzlemek isteyenler için: [1][2][3][4][5][6] bölümler halinde linkledim.) Şu Çılgın Türkler' i okuyanlar bilir. Kahramanlık ve fedekarlıklarla dolu bir anlatım vardır, hikayeler insanın milliyetçi duygularını ayağa kaldırır. Seveni de var sevmeyeni de. Demek istediğim aklını yitimeden okuyan insan az çok fikir edinir o günlerle ilgili. Öyle bir savaş ortamındaki iki düşman ülkenin arasındaki ilişki inanın şu an kendi ülkemizde kendi vatandaşımızın arasında yok.
Ne günler Ya Rabb, ne günler.
Türkiye' deyken de gazete okumayı bırakmıştım. Resmen okuduğum her gün binlerce nefret haberinden dolayı. Şimdi de Twitter' ı açmaya korkuyorum. Herkes sinirli, herkes küskün herkes birbirine düşman.
Hep diyoruz ya birileri bir gün gelecek (Atatürk gibi biri gelecek bir gün diyenler var ya en gerici dinciden bile gerici bir düşünce olmakla birlikte evet var bunu söyleyen Kemalistler) Birilerini beklemek niye? Bugün ne yapabilirsek şu an biz yapabiliriz.
Ben yapabilirim.
Sen yapabilirsin.
O yapabilir.
Sonra biz yapabiliriz, siz yapabilirsiniz bir gün gelir onlar da yapabilir.
Yeterki aklı yitirmeyelim, saygıyı hiç bitirmeyelim aramızda!
Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir... Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Şu lafı anlayabiliyorsanız bu iş olur.
14 Ağustos 2012 Salı
Dünden Bugüne En Çok Kullandığımız Web Sitelerinin Görünümleri Nasıl Değişti?
İnternet bugün hayatmızın en önemli buluşu haline geldi. Her şeyi onun üzerinden yapıyoruz. Bugün daha da ötelerdeyiz hatta. Mobil kullanım oranı her geçen gün daha da artıyor. Daha az önce okuduğum bir yazıda eticaret sitelerinin trafiğinin %5' inin iPhone' dan sağladığını yazıyordu. Ne günler ne günler gelecek daha azizim!
Sebebi yazıma gelirsek eğer o çok kullandığınız web sayfalarının bundan seneler önceki görünümlerini sizler hatırlatmak. O kadar ki bu açılış sayfaları markalaşmalarının en önemli kriterlerinden biri bazılarınca.
Bakalım listemizde kimler var:
1- Yahoo!
Jerry Yang ve David Filo kankalar Stanford Üniversitesi elektronik mühendisliği bölümü mezunlarıyken kendileri için internette sevdikleri siteleri listelemek için bir site kuruyorlar. Adını da “David and Jerry’s Guide to the World Wide Web” koyuyorlar. 1994 yılının Nisan ayında “David and Jerry’s Guide to the World Wide Web” oluyor mu size Yahoo! Yahoo! 90'ların fenomen internet girişimi olarak akıllara kazınıyor. yahoo.com domaininin yaratıldığı tarih ise 18 Ocak 1995 olarak karşımıza çıkıyor. Peki nedir bu Yahoo! nun anlamı derseniz: “Yet Another Hierarchical Officious Oracle.”
Yahoo! nun ilk arayüzü
Facebook, Mark Zuckerbeg Harvard' ta okurken oda arkadaşları Eduardo Saverin, Dustin Moskovitz ve Chris Hughes tarafından kuruluyor. 2004 Şubatında The Facebook' u yayına aldığında işlerin buralara geeceğini tahmin etmiyordu muhtemelen. Bu ilk hali dolayısıyla thefacebook.com da bulunuyordu. Ve Al Pacino' nun Facebook' u temsil eden yüz olduğunu görebiliyoruz logoda. Sene 2012' ye geldiğinde Facebook' un nasıl bir şeye benzediğini herkes çok iyi biliyor.
The Facebook arayüz
Servis, Pyra Labs tarafından 2003 yılında Google' a satıldı. Blogger'ın ilk tasarımı mavi. Hem de öldüresiye bir mavi :). 9 Mayıs 2004' ta arşivleme, yorum yapma, mail ile gönderme ve hazır tasarımları ile en büyük değişimleri ile tasarımı yenilenmiş.
Blogger'ın ilk arayüzü
Myspace, Specific Media LLC ve pop star Justin Timberlake' e ait bir sosyal network. My Space Beverly Hills merkezli olarak Ağustos 2003' te kuruldu. İlk tasarımına baktığımızda My Space'in oldukça sade bir tasarıma sahip olduğunu görüyoruz. 2007 ve 2008 yıllarında bir çok yeni özellikle yeniden tasarlandı. Yeni tasarımın çok daha çekici ve interaktif göründüğünü düşünenler varmış. Banaysa bir spsyel networkten ziyade daha çok bir müzik portalını anımsatıyor.
My Space'in ilk arayüzü
Sebebi yazıma gelirsek eğer o çok kullandığınız web sayfalarının bundan seneler önceki görünümlerini sizler hatırlatmak. O kadar ki bu açılış sayfaları markalaşmalarının en önemli kriterlerinden biri bazılarınca.
Bakalım listemizde kimler var:
1- Yahoo!
Jerry Yang ve David Filo kankalar Stanford Üniversitesi elektronik mühendisliği bölümü mezunlarıyken kendileri için internette sevdikleri siteleri listelemek için bir site kuruyorlar. Adını da “David and Jerry’s Guide to the World Wide Web” koyuyorlar. 1994 yılının Nisan ayında “David and Jerry’s Guide to the World Wide Web” oluyor mu size Yahoo! Yahoo! 90'ların fenomen internet girişimi olarak akıllara kazınıyor. yahoo.com domaininin yaratıldığı tarih ise 18 Ocak 1995 olarak karşımıza çıkıyor. Peki nedir bu Yahoo! nun anlamı derseniz: “Yet Another Hierarchical Officious Oracle.”
Yahoo! nun ilk arayüzü
2- Google
Google, Larry Page ve Sergey Brin 1996 Ocak ayında yine Stanford Üniversitesi'nde doktora tezlerini hazırlarken yaptıkları bir araştırma projesi olarak başlıyor. Arayüz gerçekten çok basit çünkü Page ve Brin HTML bilmiyorlar ve hızlı bir tasarıma ihtiyaçları var. Bugün, Google 1 Aralık 2011' de yenilediği üstte siyah navigasyon bar eklediği ve drag-down yapılabilen son halini kullanıyor.
Google' ın ilk arayüzü
3- Facebook
The Facebook arayüz
4- Twitter
Twitter mikro-blogging olarak tanımlanan ve kullanıcıların text gönderim, okumasını sağlayan bir sosyal medya aracı fikri ile ortaya çıkıyor. Jack Dorsey tarafından 2006 Martında yaratıldı ve Temmuzda' da yayına alındı. Twitter, bugün 300 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla her geçen gün daha da popülerliği arttırıyor. 2009 Nisan ayında arama bölümü ve Trend Topic bölümleri ekleniyor. Twitter' ı bu kadar önemli kılan özelliği de şüphesiz şu an acaba neler oluyor fikriyle açıp bir haber alma servisi olarak kullanmamız.
Twitter' ın ilk arayüzü
5- Blogger
Blogger'ın ilk arayüzü
6- My Space
My Space'in ilk arayüzü
7- MSN
MSN anasayfasının ilk yayınlanması 20 Kasım 1995 tarihine denk geliyor. Tasarım Windows 95 ve internet explorerın ilk zamanlardaki hali gibi resmen. 2000 yılının Şubatında logoda ilk defa ortaya çıkan Kelebek zamanla en fazla bilinen logo halini aldı. 2004 yılına geldiğimizde ise tasarımın git gide daha renkli bir hal aldığını görüyoruz.
MSN ilk arayüz
8- Youtube
Youtube video paylaşım sitesi olarak 2005 Şubat' te eski 3 PayPal çalışanı atarafından kuruldu. Peki Youtube' a yüklenen ilk video nedir biliyor musunuz? ' Me at the zoo' başlığıyla kuruculardan Jawed Karim'in San Diego Hayvanat bahçesindeki görüntüleri. Bu video 23 Nisan 2005 yılında yüklenmiş ve hala sitede görülebilir. Youtube'ın ilk tasraımı oldukça sade ve boş denilebilir. 2012 yılındaki tasarımına gelince sitenin çok daha sosyal bir site olduğunu görüyoruz yeni özelliklerle, aynen Facebook gibi.
Youtube'ın ilk arayüzü
9- Flickr
Flickr 2004 Şubat ayında Ludicorp tarafından yayına alınıyor. Flickr' in ilk versiyonu eş zamanlı foto payalaşımlı, çoklu sohbet odalarına fokuslanmış ve adı da FlickrLive. Flickr' da, 9 Nisan 2008' de 90 saniyelik ve 150 MB boyutlu video paylaşımına başlandı. 2009' da Hd kaliteli videolar paylaşılabilir oldu. Yine aynı sene ücretsiz kullanıcıların kullanımına normal çüzünürlüklü videolar paylaşılabilir hale geldi.
Flickr' ın ilk arayüzü
10- Tumblr
Tumblr bir çeşit microblogging platformu olan bir wesite. Kullanıcılarına text, video, link, söz ve müzik yayınlamalarını sağlayan kısa formlu blog hizmeti. 2007 yılında David Korp tarafından kurulan Tumblr' a ilk olarak 75 000 blogger eski bloglarını değiştirerek geçiş yapmış. Tumblr şu an 3 milyonu aşan bir kullanıcıya sahip.
Tumblr'ın ilk arayüzü
10 Ağustos 2012 Cuma
Amerikadaki Okulumdan Bir Gün
Bugün okulumda 'International Cultural Fest' vardı. Daha çok Filipinli ve Hintli arkadşlarımızın katılımıyla çok eğlenceli, komik ve dolu bir gün geçirdik.
Festivalin amacı bir arada öğrencilik yapmanın dışında pek fazla ortak yönü ve ilişkisi olmayan öğrencileri kaynaştırmaktı. Büyük ölçüde de başarılı olundu. Zira bu organizasyon için bazı öğrenciler haftalar öncesinden hazırlık yaptığından onlar için kaynaşma daha had safada olmuş olabilir.
Bense daha ziyade gözlemci konumundaydım. Gözlemlerinden biri de insanların birbirine destek olma biçimiydi. Mesela Brezilyalı bir arkadaşımız 'Talent Show' kısmında bize samba yapacaktı. Öncesinde 'Şimdiden özür dilerim pek bilmediğim halde size göstermek için bu dansı yapıyorum.' diye bir açıklama yaptı. Bütün izleyiciler onu yüreklendirmek için bir alkış kıyamet... İnsanların bu şekilde birbirine destek vermesi çok özel ve güzel. Bu Amerika gibi milyonlarca immigrant olan bir ülkede ayrıca önemli bir konu. Azınlıkta ve burada bir şekilde çalışmak için tutunmaya çaba sarf eden, kimi kimsesi olmayan ama ülkesindeki durumuna kıyasla burada zengin olduklarını düşünen bu insanlar için bu aktivite bile o kadar değerli görünüyordu ki. Onların bu mutluluğunu izlemek de beni ziyadesiyle eğlendirdi.
Birkaç fotoğraf ve 3 video çektim. Görüntülerden anlayacağınız üzere ses kalitesi ve ortam gereği çok profesyonel bir organizasyon yoktu ortada ama onlar güldüler, güldürdüler, eğlenip saygılı bir şekilde farklı kültürlere ve dillere kucak açtılar.
Festivalin amacı bir arada öğrencilik yapmanın dışında pek fazla ortak yönü ve ilişkisi olmayan öğrencileri kaynaştırmaktı. Büyük ölçüde de başarılı olundu. Zira bu organizasyon için bazı öğrenciler haftalar öncesinden hazırlık yaptığından onlar için kaynaşma daha had safada olmuş olabilir.
Bense daha ziyade gözlemci konumundaydım. Gözlemlerinden biri de insanların birbirine destek olma biçimiydi. Mesela Brezilyalı bir arkadaşımız 'Talent Show' kısmında bize samba yapacaktı. Öncesinde 'Şimdiden özür dilerim pek bilmediğim halde size göstermek için bu dansı yapıyorum.' diye bir açıklama yaptı. Bütün izleyiciler onu yüreklendirmek için bir alkış kıyamet... İnsanların bu şekilde birbirine destek vermesi çok özel ve güzel. Bu Amerika gibi milyonlarca immigrant olan bir ülkede ayrıca önemli bir konu. Azınlıkta ve burada bir şekilde çalışmak için tutunmaya çaba sarf eden, kimi kimsesi olmayan ama ülkesindeki durumuna kıyasla burada zengin olduklarını düşünen bu insanlar için bu aktivite bile o kadar değerli görünüyordu ki. Onların bu mutluluğunu izlemek de beni ziyadesiyle eğlendirdi.
Birkaç fotoğraf ve 3 video çektim. Görüntülerden anlayacağınız üzere ses kalitesi ve ortam gereği çok profesyonel bir organizasyon yoktu ortada ama onlar güldüler, güldürdüler, eğlenip saygılı bir şekilde farklı kültürlere ve dillere kucak açtılar.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Kent ve Bayram Reklamı 2012
Kent, yaklaşık olarak son 5 yıldır eski bayramlara atıfta bulunan, bayramda büyüklerle birlikte olmanın önemini vurgulayan reklam filmleri izliyoruz.
Kent bu bayram da yine yapmış yapacağını, insanı ağlatacak kıvama getirdiği anda bir tebessümle filme noktayı koymuş.
Bu reklamları kabak tadı verdi artık diyerek izleyenler de olabilir ama bence bir çeşit sosyal sorumluluk anlayışıyla sergileniyor sanki. Her reklamında herkes kendi hikayesine göre bir anlam bir ders çıkarıyor diye düşünüyorum.
Kent' le ilgili yaşadığım marka ilişkisinde olumlu bir ivme olduğunu kesinlikle söyleyebilirim bu reklamlarıyla ki ürünleri de birçok markaya göre çok daha lezzetli ve kaliteli bence.
Umarım bu reklamlar mesajı yerine ulaştırıyor ve işe yarıyordur.
Ve umarım siz bu bayramda da güneye ya da Egeye akın etmek yerine son birkaç yıldır görmediğiniz büyüklerinize koşarsınız. Şimdiden bayramınız kutlu olsun...
Kent bu bayram da yine yapmış yapacağını, insanı ağlatacak kıvama getirdiği anda bir tebessümle filme noktayı koymuş.
Bu reklamları kabak tadı verdi artık diyerek izleyenler de olabilir ama bence bir çeşit sosyal sorumluluk anlayışıyla sergileniyor sanki. Her reklamında herkes kendi hikayesine göre bir anlam bir ders çıkarıyor diye düşünüyorum.
Kent' le ilgili yaşadığım marka ilişkisinde olumlu bir ivme olduğunu kesinlikle söyleyebilirim bu reklamlarıyla ki ürünleri de birçok markaya göre çok daha lezzetli ve kaliteli bence.
Umarım bu reklamlar mesajı yerine ulaştırıyor ve işe yarıyordur.
Ve umarım siz bu bayramda da güneye ya da Egeye akın etmek yerine son birkaç yıldır görmediğiniz büyüklerinize koşarsınız. Şimdiden bayramınız kutlu olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























